21. “Oysa İblisin onlar üzerinde bir nüfûzu yoktu; ama Biz âhirete inanan kimselerle ondan şüphede olanları, işte böylece ortaya koyarız. Rabbin her şeyi gözetip koruyandır.” Halbuki o İblisin onlar üzerinde hiçbir gücü kuvveti yoktu. İnsanlar üzerinde hiçbir yetkisi, nüfûzu yoktu. Ama Rabbimiz bu dünyada bir imtihan gereği ona sınırlı bir yetki vermiş, bu yetkiyle de İblis onları saptırıyor, onları kötü yollara dâvet ediyor, kötülükte onlara ör-nek oluyordu. Bu alçağın hiçbir zaman kullar üzerinde her hangi bir otoritesi, herhangi bir yaptırım gücü de yoktur. Allah’a inanan, Allah’la yol bulmaya çalışan, sürekli Allah’ın kitabı ve peygamberinin sünnetiyle beraber olan, vahye sarılan, hayatını vahiyle düzenlemeye çalışan, Allah’ın muttakî ve sâlih kulları üzerinde onun da, avenelerinin de hiçbir etkisi ve yetkisi yoktur. Bu yüzden de onu ve avenesini bir şeymiş gibi gözlerimizde büyütmemize ve onlardan korkmamıza gerek yoktur. Sadece Allah’ın kendisine verdiği sınırlı bir saptırma yetkisi vardır. Peki bu yetkiyi Rabbimiz niye vermiş ona? Allah’a ve âhirete iman edenleri bilelim, âhiret hakkında şüphesi olanları onlardan ayıralım ve onları açığa çıkaralım diye. İşte İblis’e bunun için yetki verdik diyor Rabbimiz. Bu dünyada insanlardan kimileri Allah’ı dinleyecek, kimileri İblis’e ve İblis’in vesveselerine kulak verecektir. Dünyadaki hayat bu iki yolun, bu iki kavganın arasında seyredecektir. Allah’ın vahyine kulak verenler, Allah’ın kitabını dinleyenler, Allah’ın kitabına evet diyenler, hayatlarını Allah’ın kitabıyla düzenleyenler ile şeytan vahiylerine teslim olanlar, şeytan sözcüklerine yönelenler hep birlikte bir dünya kavgası içine girecekler ve hayat böyle devam edip gidecektir. Rabbin her şeyin muhâfızıdır. Kendi vahyine kulak verenleri de, şeytan vahiyleri doğrultusunda bir hayat yaşayanları da gören, gözeten, kollayan O’dur. Tüm kullarını kuşatmış olarak yaptıklarından ötürü dilerse anında ceza da verebilir, dilerse cezalarını tehir de edebilir. Ama yasa O’nun emrinde, güç ve kuvvet O’nun elindedir. Bundan sonra gerek o günkü Mekke müşriklerinin, gerekse kıyamete kadar gelecek tüm müşriklerin şirklerinin reddini gündeme getirecek Rabbimiz: