Sebe' Suresine Dön

Sebe'سبإ

25. Ayet

25Sebe' Suresi

قُلْ لَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّٓا اَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ

De ki: “Sizler bizim işlediğimiz suçlardan sorumlu olmazsınız; biz de sizlerin yaptıklarınızdan sorumlu olmayız.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

24, 25. “Ey Muhammed! De ki: “Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir? “De ki: Allah’tır. Öyleyse doğru yolda veya apaçık bir sapıklıkta olan ya biziz ya sizsiniz. De ki: İşlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmazsınız, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayız.” Rabbimiz, elçisine “Benim sana vahy ettiğim bu Kur’an’ı, bu âyetlerimi insanlara duyur” emrini veriyordu, aynı emirler şu anda bize de yöneliktir. Biz de söyleyeceğiz bunu? Neyi söyleyeceğiz? Göklerden ve yerlerden sizi rızıklandırıp doyuran kimdir? Var mı size Allah-tan başka bir rızık verici? Bu soruyu soracağız, ama karşımızdakinin cevabını beklemeyeceğiz. Soruyu sorduğumuz insanlar vahiyden ha-bersiz bir yanılgı içinde oldukları için şu veya bu şekilde yanlış, farklı şeyler söyleyebilirler. Allah’tan başkalarını Rezzak makamında görebilirler. “Filanlar, falanlar bize rızık vermeseler bizim hayatımız biter, bizi doyuran onlardır” diyebilirler. Onların cevaplarını beklemeden biz ne diyeceğiz? Diyeceğiz ki Allah, gökten ve yerden bizi rızıklandıran, bizi doyuran Allah’tır. Öyleyse ya biz, ya siz hidâyettesiniz. Ya biz doğru yoldayız, ya da siz. Ya biz doğruyuz, sizler sapıksınız, ya siz haktasınız biz yanlıştayız. Eğer Rezzak Allah’sa, göklerden ve yerlerden rızık gönderip bi-zi doyuran Allah’sa, göklerin ve yerin sahibi Allah’sa, bizim sahibimiz O ise, o zaman sahibimiz olarak, doyurucumuz olarak O’na teşekkür etmemiz, kulluk yapmamız gerekecekse, şu anda bizler Rabbimize kulluk edip O’na teşekküre devam ederken, sizler de Allah’ı bırakıp başkalarına kulluk etmeye çalışıyorsanız, biz ikiye ayrıldık demektir. Allah’a kulluk eden bizler ve Allah’tan başkalarına kulluk eden sizler… Yâni bizler yaratan, rızık veren, doyuran Allah bizden nasıl bir kulluk istiyorsa öylece kulluk yapmak zorunda olduğumuza inanıyoruz. Hz. Adem’den (a.s) bu yana tüm Müslümanlar böyle dediler, böyle yaptılar. Şu anda bizler de böyle diyoruz. Ama bakıyoruz, insanların bir kısmı da yaratıcı ve rızık verici olarak Allah’ı kabul etmiyor. Biz Allah’ı kabul etmiyoruz, biz hayatımızı Allah’ın yasalarına göre değil de, kendi aklımıza, kendi keyfimize, kendi duyularımıza güvenerek bir dünya yaşamak istiyoruz. Bu bizim hoşumuza gidiyor. Biz böyle yaşamanın doğruluğuna inanıyoruz diyorlar. İşte bunu da, bunu da diyenler var. Böyle de yaşayanlar var. Ama elbette bunlardan bir tanesi doğru, ötekisi yanlıştır. Elbette bunun ikisinin de doğru olması mümkün değildir. Öyle değil mi? Ya göklerin ve yerin sahibi, bizim sahibimiz, bizim yaratıcımız, doyurucumuz, rızık vericimiz Allah’tır, tüm nimetler O’ndandır, hayat O’ndandır, ölüm O’ndandır, binaenaleyh bizler O’na kulluk yapmalıyız, O’na teşekkür etmek zorundayız diyenler yanlıştadır, yahut da biz Allah’ı da peygamberi de tanımayız, bizi Allah da peygamber de bağlamaz, biz keyfimize göre bir hayat yaşarız diyenler yanlıştadır. Bunların hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu tartışmaya, masaya yatırmaya hakkımız yoktur. Çünkü bizler Müslü-manız, Allah’a iman ediyoruz, Allah’ın kitabına iman ediyoruz. Biz, Al-lah’tan gelen bu kitabın mü’minleri olarak diyoruz ki ya biz hidâyetteyiz, ya siz. Eğer bu kitaba göre biz hidayetteysek siz sapıksınız. Yok eğer biz sapıksak siz hidâyettesiniz, doğrudasınız. Hem biz, hem siz, hem Müslümanlar, hem de kâfirler doğrudadır demek mümkün değildir. İki taraf ta doğruda olamaz. Ya Müslümanlar doğrudur, ya kâfirler… İşte bu sorgulamayı kâfirlere yönelten Müslümanların düşüncelerine göre, Allah’ın değer yargısına göre, bu kitaba göre, Sebe’ sûresine göre doğru olan, hakta olan, hidâyette olan, delille hareket eden kesinlikle Müslümanlardır. Onun içindir ki hücumda olan, sorgulayan sürekli Müslümanlar olmalıdır. Soracağız, sorgulayacağız bu kâfirlerin hayatlarını, inanç manzumelerini. Ey kâfirler, gökten ve yerden rızık veren, doyuran kimdir? Kimin ekmeğini yiyip kime kulluk ediyorsunuz? Kiminle rızıklanıyor, kimin kılıcını sallıyorsunuz? Ne bu haliniz? Ama siz bilirsiniz, unutmayın ki siz bizden, biz de sizden sorumlu tutulmayacağız. Siz yaptıklarınızın karşılığını, biz de yaşadığımız hayatın karşılığını göreceğiz. Eğer bizler yanlıştaysak, hatamızın cezasını çekeceğiz, sizler bizim yanlışlarımızdan sorumlu olmayacaksınız, bizler de sizin yanlışlarınızdan hesaba çekilmeyeceğiz. Sizin hayatınızın faturası bize, bizimki de size çıkarılmayacaktır.