2. “Yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, merhametlidir, mağfiret sahibidir.” Bu âyetinde de Rabbimiz hamde lâyık olanı tanıtıyor. Gerçek Alîm, gerçek Habîr tanıtılıyor. O Allah, yerin içine giren her şeyi ve yeryüzünden çıkan her şeyi bilir. Semâdan ineni, semâya yükseleni de bilir. Evet yere giren, toprağın altına atılan taneyi, toprağın sinesinde barınan kurtları, böcekleri, oradan çıkan otları, filizleri, bitkileri bilir. İyilik mi attınız yere, kötülük mü ektiniz? Kendinizi mi gömdünüz, alın terlerinizi, emeklerinizi mi gömdünüz oraya? Ölülerinizi mi gömdünüz? Allah onu bilir. Yerin altından fışkıran suları, kaynakları, yerin merkezinden püsküren lavları bilir o Allah. Gökyüzünden arza inen yağmur damlalarını, kar lapalarını, güneş ışınlarını, kaderleri, rızıkları, rahmetleri, bereketleri, vahyi, melekleri bilir O Allah. Yeryüzünden gökyüzüne doğru neler çıkıyorsa, melekler mi, ölenlerin ruhları mı? Mü’minlerin dualarını, sâlih amelleri, mi’râca çıkan peygamberi, her-şeyi bilen, hepsinden haberdar olandır Allah. O Rahîmdir, Gafûrdur. Kullarına karşı son derece merhametli ve gufran sahibidir. O’nun kullarıyla ilişkisi bu sıfatlarına râcidir. Kullarına karşı Rahîm ve Gafûr olduğu için bu hayatı var etmiş, kullarını yaratmıştır. Kullarına karşı sonsuz merhamet ve gufran sahibi olduğu için bu mülkü kullarına lütfetmiştir. Onun içindir ki vahyini indirmektedir, rahmetini indirmektedir yeryüzüne. Onun içindir ki elçilerini göndermektedir insanlığa. Onun içindir ki, kitapları ve elçileri vasıtasıyla kullarına rahmet kapıları açmakta, kullarına cennet yollarını göstermektedir. Müslümanlar tıpkı üzerine rahmetin indiği verimli bir toprak gibi Rablerinden kendilerine indirilen vahiy rahmetiyle dirilip yeşerirlerken, beri tarafta kâfirler bereketsiz, katı kayalıklar gibi, çorak araziler gibi bu rahmetten istifade edememektedirler. Allah Rahîm ve Gafûrdur. Kullarına karşı nihâyetsiz merhamet sahibi ve onların kusurlarını affedendir. Eğer şu anda Rabbimiz kendisine isyan içinde bir hayat yaşayan kullarını cezalandırmıyorsa, bilesiniz ki, bu O’nun dünya hayatına karışmayışından, dünyada kullarını serbest bırakışından değil, onları cezalandırmaktan aciz oluşundan değil, kullarına karşı Rahîm ve Gafûr oluşundandır, bunu unutmayın. Kullarına dönüş imkânı, tevbe fırsatı tanımasındandır. Kullarıyla ilişkisini rahmet esasına bina edişindendir. Ama bakın buna rağmen, kendilerine karşı Rabbimizin işleyen bu rahmetine rağmen kâfirler, Allah’ın bu rahmetinden kaçan, rahmetten istifade etmek istemeyenler dediler ve diyorlar ki: