36. “De ki: “Şüphesiz Rabbim rızkı dilediğine genişletir ve bir ölçüye göre verir, fakat insanların çoğu bilmezler.” Kâfirler bu dünyada Allah’ın rızık paylaştırma yasasını, rızık taksim etme hikmetini bilmiyorlar. Dünyada kendilerine bol bol nimetler verilenler, kendilerinin Allah’ın sevgili kulları olduklarını zannediyorlar. Nimet verilmeyenlerin ya da az verilenlerin de Allah’ın gazabına uğramış kimseler olduklarını zannediyorlar. Halbuki Rabb’in rızkı dilediğine genişletir ve bunu bir ölçüye göre verir. Ama insanların çoğu bunu bilmiyorlar. Rızık, Allah’ın elindedir. Mülk Allah’ındır. Şu anda ekonomik güce sahip olanlar, askerî, siyasal güce sahip olanlar zannetmesinler ki, bu sahip oldukları kendilerindendir. Bu mallarını, bu mülklerini, bu evlâtlarını kendilerinin sanmasınlar. Bunları biz kendimiz kazandık, kendimiz bulduk filan demesinler. Onlara bütün bu sahip olduklarını veren de bir gün tüm bunları ellerinden alacak olan da Allah’tır. Öyleyse unutmasınlar ki mal mülk sahibi, evlâd-u ıyal sahibi olanlar da, bunlardan mahrum bırakılanlar da imtihandadır. Kimin ka-zanıp kimin kaybettiği yarın belli olacaktır. Unutmayın ki toplumu vahiyle şekillendirmeye, toplumu vahiyle değiştirmeye çalışan peygamberlere bu zalimlerin sahip olmakla övündükleri şeyler çok az verilmişti. Allah’ın elçisi ne malına, ne de gücüne kuvvetine değil, sadece Allah’a güvenmiştir. Öyleyse gelin ey insanlar, geçici bir dünya malının, geçici bir dünya saltanatının içine gömülüp, onun peşine düşüp Allah’ı ve elçilerini reddedenlerden olmayalım. Bakın Allah diyor ki: