41. “Melekler: “Hâşâ, bizim dostumuz onlar değil Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı” derler.” Hayır ya Rabbi, seni tesbih ve tenzih ederiz. Sen bizim Velîmizsin. Biz böyle bir şeye nasıl razı oluruz? Biz böyle bir şeyi nasıl isteyebiliriz? Bizim Velîmiz sen iken, bizim Rabbimiz sen iken, dostumuz sen iken, bizim boyunlarımızdaki kulluk ipinin ucu senin elindeyken, sadece sana kulluk eder, sadece seni dinlerken nasıl olur da bu insanlara Allah’ı bırakın da bize kulluk edin deriz? Allah’ı bırakın da bizi dinleyin, Allah yasalarını bırakın da bizim yasalarımızı uygulayın diyebiliriz? Onların yaptıklarından bizim haberimiz yoktu. Bilâkis onlar cinlere tapınıyor, cinlere kulluk ediyorlardı. Onlar cinlerin kendilerine sunduğu vesveselere, yalan yanlış bilgilere, zanlara itibar ediyorlar ve senin kitabından yüz çeviriyorlardı. Onların kendilerine takdim ettikleri hayat tarzlarını kabul ediyorlar, senin dininden sarf-ı nazar ediyorlardı. Onların pek çoğu onlara mü’mindiler. Onların mü’miniydiler. Senin mü’minin olacakları yerde onların mü’mini olmakla, onların arzularını uygulamakla, onların yasalarına tabi olmakla şeref duyuyorlardı. Pek çoğu böyleydi onların diyor melekler.