46. “Ey Muhammed! De ki: “Size tek bir öğüdüm vardır: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız, sonra düşününüz, göreceksiniz ki arkadaşınızda bir delilik yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır.” De ki ey peygamberim, ben sadece size nasihat ediyorum. Yâni Allah için şu anda içinde bulunduğunuz kin ve düşmanlıklarınızdan, peşin fikirlerinizden, kalplerinizdeki, kafalarınızdaki önyargılarınızdan bir an için sıyrılıp tek tek, ikişer ikişer, üçlü, dörtlü gruplar halinde ciddi ciddi bu işi bir düşünün. Gerçekten düne kadar kendisini tanıdığınız, aranızda büyümüş, çocukluğu, gençliği aranızda geçmiş, kendisine her yönden emin bir kimse gözüyle baktığınız bu arkadaşınızda bir delilik emâresi var mı, yok mu? Daha dün Kâbe’nin tamiri esnasında Haceru’l-Esved’in yerine yerleştirilmesi gibi en büyük, en ciddi bir konuda bile kendisinin hakemliğini toptan kabul ettiğiniz bir insana şimdi nasıl deli diyebiliyorsunuz? Ağzınızdan çıkanın farkında mısınız siz? Yâni şimdi o insan peygamber olup, Allah’ın kendisine vahy ettiği bir kitapla sizin hayatınızı sorgulamaya, dininizi sorgulamaya başladı diye arkadaşınıza deli mi diyorsunuz? Halbuki O, sizi, size ansızın gelecek şiddetli bir azapla uyarıyor. O, sizin için bir uyarıcı ve kurtarıcıdır. Uyarısı da kendisinden de-ğil Allah’tandır. Allah’tan kendisine vahiy gelmektedir. Sizin için hayır olan, sizin hayrınızı düşünen, sizi azaptan kurtarmak için çırpınan bir adama deli mi diyorsunuz? Sizi cehaletle cehenneme doğru sürüklenen bir ortamda bulan ve bu kötü gidişinize engel olmaya çalışan bir peygambere, bir kurtarıcıya deli diyorsunuz öyle mi, yazıklar olsun size!