47. “De ki: “Ben sizden bir ücret istersem, o sizin olsun; benim ecrim Allah’a aittir. O her şeye şahittir.” De ki ey peygamberim, ben bu görevime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ücretiniz sizin olsun. Benim ücretim Allah’a aittir. Ben bu görevi Allah için yapıyorum. Ben sadece sizin kurtuluşunuz için çırpınıyorum. Benim derdim budur. Benim ücretim, benim ödülüm, benim sevincim sadece sizin cennete gitmenizdir. Benim istediğim sadece sizlerin Müslümanlar olarak Rabbinize kulluğa yönelmeniz ve böylece ateşten kurtulmanızdır. Bunun dışında sizden hiçbir beklentim yoktur. İşte tarih boyunca tüm peygamberlerin söylediğini Rasûlullah Efendimiz de söylüyor. Tarih boyunca tüm Allah elçilerinin pratikte uy-guladığı bir kulluğu, pratikte gösterdiği bir hayatı, şu anda biz Müslümanlar da göstermek, söylemek mecburiyetindeyiz. Yâni biz peygam-berler yolunun yolcuları da kendilerine din götürdüğümüz insanlardan hiçbir ücret istemeyeceğiz. Bizim ücretimiz Allah’a aittir diyeceğiz. İn-sanlara kitabı götürmeden, insanlara vahyi duyurmadan onlardan hiç-bir şey beklemeyeceğiz. Sadece götürdüğümüz vahiyle hayatlarını düzenlemelerini, sadece Allah’a kul olmalarını ve böylece cehennem ateşinden kendilerini kurtarıp cennete gidecek bir özellik kazanmalarını isteyeceğiz. Uyarımızın temelini vahiy oluşturacak. Vahyin dışında başka hiçbir şey götürmeyeceğiz insanlara. Götüreceğiz Kur’an’ı, gö-türeceğiz peygamberi ve işte böylece Müslüman olun diyeceğiz. Unutmayalım ki zaten Allah her şeye şahittir. Unutmayalım ki: