15,16. “Âyetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücutlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızklardan sarf edenler inanır.” Âyetlerimize iman edenlere gelince. Âyetlerimizle yol bulmaya çalışanlara, âyetlerimiz istikâmetinde bir hayat yaşayanlara, kendilerini âyetlerimize teslim edenlere, âyetler rehberliğinde hareket edenlere gelince, hemen secde edelim. Evet bu âyetlerle karşı karşıya geldiğimiz anda hemen yapacağımız iş secdeye kapanmaktır. Anında, hiç beklemeden, savsaklamadan, şeytanlık yapmadan secdeye varmak zorundayız. Evet onlara Bizim âyetlerimiz zikredildiği zaman, âyetlerimiz onlara duyurulduğu zaman onlar hemen secdeye kapanırlar. Rablerinin emirleri, arzuları karşısında hemen boyun büküp teslim olurlar. Tamam ya Rabbi, anladım ya Rabbi, inandım, teslim oldum ya Rabbi, hemen gereğini yerine getiriyorum ya Rabbi, hemen istediğin gibi uygulamaya koyuyorum ya Rabbi deme adına hemen teslimiyet gösterirler. Ve Rablerine hamd ile tesbih ederler. Rablerini yüceltirler. Rablerini noksan sıfatlardan tenzih ederler. Rablerinin istediği gibi olma yoluna girerler. Rablerine secdeden, Rablerinin arzularına boyun büküp teslim olmaktan asla kibirlenmezler. Bizim O Allah’a karşı bir ihtiyacımız, bir noksanlığımız yoktur, niye eğilecekmişiz Onun huzurunda? demezler, kibirlilik göstermezler, müstekbir davranmazlar, anında Rablerinin önünde eğilirler. Hemen Allah emirlerini pratiğe aktarmanın, hayatlarında göstermenin hesabı içine girerler. Yâni böyle kolaylarına gelenleri hemen uygulamaya koyup, kolaylarına gelmeyenleri ise savsaklamaktan yana, geciktirmekten, anlamazlıktan yana bir tavır sergilemezler. Zaten bizi bizden daha iyi bilen, bizi bizden daha çok düşünen, bize bizden daha merhametli olan Rabbimizin tüm emir ve yasakları bizim takatimizin yeteceği emir ve yasaklardır. Başka ne yaparlarmış onlar? Başka ne özellikleri varmış o mü’minlerin: Bir de onlar yataklarını terk ederler. Gece sıcak döşeklerinden uzaklaşırlar. Allah için gece yanlarını yataklarından ayırırlar, korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler. Korka, korka, arzu ede ede dua dua Rablerine yalvarıp yakarırlar. Rableri tarafından kabul görmeme, reddedilme korkusu, ya da cehenneme gitme endişesi, cennete ulaşma ümidiyle dua ederler. Cehennem korkusu ve cennet arzusu içinde Allah’a dua ederler. Ve bir de onlar Rablerinin kendilerine verdiği rızklardan da Allah kullarına infak ederler. Allah’ın verdiklerini kardeşleriyle paylaşma kavgası verirler. Evet onlar geceleri ayaktadırlar, geceleri kalkarlar. Müslim’in rivâyet ettiği bir hadislerinde şöyle buyurur: “Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır” (Müslim şerhi 3/230) Yine Tirmizî’nin rivâyet ettiği başka bir hadislerinde de şöyle buyurur: “Ey insanlar selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalık bağlarını gözetiniz. İnsanlar uykuda iken gece namaz kılınız ki esenlikle cennete girersiniz.” Buyuran Allah’ın Resûlü: “Gece namazı kılmaya bakınız! Çünkü gece namazı sizden önceki sâlihlerin alışkanlığı, Rabbinize yakınlaştırıcı bir amel, günâhlara bir kefaret ve isyanlardan da alıkoyucu bir özelliktedir. Yine Ebu Dâvûd’da Ebu Hureyre efendimizden rivâyet edilen bir hadislerinde Allah’ın Resûlü şöyle buyurur: “Geceleyin kalkıp ibadet eden ve karısını da uyandıran, kalkmak istemediği zaman yüzüne su serpen kişiye Allah rahmet etsin. keza kalkıp gece namazı kılan ve kocasını uyandıran ve kocası kalkmak istemediği zaman yüzüne su serperek onu uyandırmaya çalışan kadına da Allah rahmet etsin.” (Ebu Dâvûd K. Salât 2/45) Evet inşallah biz de tıpkı örneğimizin yaptığı gibi gece kalkacağız. Rabbimizle buluşma adına, Rabbimizle birlikte olma adına, Rabbimizi zikretme ve Onun huzurunda secdelere kapanma adına uykularımızı terk edeceğiz. Rabbimiz hatırına sıcak yataklarımızı terk edeceğiz, yanlarımızı yataklarımızdan ayıracağız. Yanımız bitişik olan, yanımız yapışık olan, bütünleştiğimiz, çok sevdiğimiz yataklarımızı terk edeceğiz. Rabbimize ibadet edeceğiz, Rabbimizle buluşacağız, rahmetiyle tecelli ettiği o mübârek zamanda sevgilimizle beraber olmaya çalışacağız. Namaz kılacağız, Kur’an okuyacağız, Rabbimizin âyetlerini anlamak üzere kafa yoracağız, Rabbimizin âyetlerini zikredeceğiz. Evet muttakilerden olmak istiyorsak, cennetliklerden olmak istiyorsak Rabbimizin bu âyetlerine çok iyi kulak vermek zorundayız. Yatsı namazını kıldıktan sonra hemen yatmak ve gecenin yarısında, gecenin sonlarına doğru uyanmak ve Rabbimizle, Rabbimizin âyetleriyle, Rabbimizin zikriyle beraber olmak zorundayız. Bu âyetleri duyduktan sonra artık gece yarılarına kadar şeytan vahiyleriyle, kanalizasyonlarla vakit öldürerek, şeytan vahiylerinin programlarına mahkum olarak, ya da lüzumsuz malayânilerin, lüzumsuz konuşmaların peşine düşerek, bırakın gece kalkmayı sabah namazına bile zor kalkacak bir durumdan kendimizi uzaklaştırmak zorundayız. İşte âyetlerimize iman eden Müslümanların bir özellikleri de budur. Gece kalkarlar, Rablerine korku ve ümit içinde dua ederler ve Allah’ın kendilerine verdiklerinden infak ederler. Mal, mülk, ilim, basiret, imkân, fırsat, zaman, ömür, gece, gündüz tüm fırsatlarını, tüm im-kânlarını Allah kullarıyla paylaşırlar.