18. “İnanan kimse yoldan çıkmış kimseye benzer mi? Bunlar bir olamazlar.” Hiç böyle mü’min olan bir kimse fâsık olan, yoldan çıkmış, imandan, itaatten çıkmış fâsık bir kimse gibi olur mu? Bu ikisi hiç bir olur mu? Bir mü’minle bir fâsık nasıl bir olabilir? Bunlar asla bir olmazlar. Mü’min ayrıdır, fâsık ayrıdır. Mü’min ayrıdır, kâfir ayrıdır. Allah’a itaat eden ayrıdır, isyan eden ayrıdır. Bu ikisi asla bir tutulmaz, bir değerlendirilmez. Allah bu ikisini asla bir tutmaz. Bu konuda, her konuda değer yargısı Ona aittir. Onun değer yargısı geçerlidir. Bakıyoruz şu anda dünya üzerindeki tüm anlayış sahipleri, tüm felsefi sistem sahipleri derler ki biz haklıyız, bir doğruyuz, biz hak yoldayız. Bizim dinimiz, bizim anlayışımız, bizim yolumuz, bizim hayat programımız, bizim yaşam biçimimiz en doğrudur. Herkes diyor ki biz haktayız, başkaları bâtıldadır. Yeryüzündeki faşist sistemler, liberal sistemler, komünist, sosyalist ve demokratik sistemler hep kendilerinin haklılığını iddia ederler. Biri diğerine asla hayat hakkı tanımamaya çalışır. Ne şu din sahipleri bu din sahiplerine, ne de bu din sahipleri o din sahiplerine hayat hakkı tanımaz. İneğe tapınan da, sineğe tapınan da kendisini haklı ve doğru yolda görmektedir. Herkes kendisini haklı görmekte, herkes cennete kendisini lâyık görmektedir. Kim ne derse desin, kim nasıl hükmederse etsin unutmayalım ki cennetin sahibi Allah’tır. Dirildikleri zaman öteki âlemde tek Hakîm var, O da Allah’tır. Sadece Allah’ın hükmü ve değer yargısı geçerlidir orada. Sadece Allah’ın değerlendirmesi haktır ve geçerlidir orada. İşte Rabbimiz burada orada vereceği hükmünü belirtiyor. Ben mü’-minle fâsıkı asla bir tutmayacağım buyuruyor. Mü’minle fâsık asla bir değildir buyuruyor.