23. “Andolsun ki Mûsâ'ya Kitap verdik; ey Muhammed! Sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Mûsâ'ya verdiğimizi İsrâil oğullarına doğruluk rehberi kıldık.” Evet andolsun ki Biz Mûsâ’ya kitabı, Tevrat’ı verdik. Öyleyse ey peygamberim, sakın sen ona kavuşacağından şüphe etme. Tıpkı Mûsâ’nın Tevrat’ı aldığı gibi senin de bu kitabı Rabbinden alma konusunda sakın bir şüphen olmasın. Senin böyle Allah’tan bir kitaba ulaşman, Rabbinden bir kitap alman tarihte ilk defa oluyor değildir. Senden önceki elçilerimize de Biz kitap gönderdik ve işte onlar içinde en çok bilinen ve de şu anda bu kitabın sana Rabbinden geldiği konusunda en çok şüphede olan Yahudilerin kendi peygamberleri Mûsâ’ya da bir kitap göndermiştik. Veya bunun bir başka anlamı da peygamberim, sen mutlaka ona kavuşacaksın. Sen mutlaka Rabbine mülaki olacaksın. Bir gün vefat edip Rabbine mülaki olacakın, öteler âleminde tekrar dirilip Rab-bine kavuşacaksın demektir. Veya sen mutlaka Mûsâ ’ya kavuşacaksın. Mi’râcta kavuşacaksın, mahşerde kavuşacaksın, cennette kavuşacaksın veya bu kitabın öteki sûrelerinde, Araf’ta, Neml’de, Şuara-da, Kasas’da Mûsâ’yla tanışacaksın. Biz Onu İsrâil oğulları için onları hidâyete ulaştıracak bir rehber kıldık. O Mûsâ’yı, ya da O Tevrat’ı İsrâil oğullarına yol gösterecek, rehberlik yapacak, onları kullara kulluktan uzaklaştırıp Rabb’e kul yapacak, kölelikten kurtarıp özgürlüğe kavuşturacak bir imam kıldık. Nasıl ki Tevrat İsrâil oğullarını hidâyete ulaştırıcı bir özelliğe sahipse şimdi sana gönderdiğimiz bu Kur’an da böyle bir özelliğe sahiptir. Asırlarca Mısırda kölelik hayatı yaşayan İsrâil oğulları nasıl bu kitap ve bu peygamberle kölelikten kurtulmayı bilmişlerse sizler de bu kitapla Allah’ın istediği şerefli bir hayata ulaşmayı bileceksiniz. İşte bu kitap size bunun için gönderilmiştir. kitabın sizin hayatınızdaki fonksiyonu budur.