Secde Suresine Dön

Secdeالسجدة

9. Ayet

9Secde Suresi

ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلًا مَا تَشْكُرُونَ

Sonra onu, tam bir şekilde düzene koyup ona ruhundan üfleyendir. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratandır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

7,9. “Yarattığı her şeyi güzel yaratan, insanı başlangıçta çamurdan yaratan, sonra onun soyunu, bayağı bir suyun özünden yapan, sonra onu şekillendirip ruhundan ona üfleyen Allah'tır. Size kulaklar, gözler, kalpler vermiştir. Öyleyken, pek az şükrediyorsunuz.” Evet Azîz olan, Rahîm olan, izzet ve şerefine, güç ve kudretine, rahmet ve merhametine hiç kimsenin ulaşması mümkün olmayan O Allah göklerde ve yerde olan her şeyi yaratmış, yaratmayı da en güzel bir şekilde yapmıştır. Yarattığı, meydana getirdiği her şeyi muhkem ve sağlam yapandır Allah. Rabbimizin yarattığı her şeyin, her varlığın kendine göre bir güzelliği vardır. Şu şöyle olsaydı, bu böyle olsaydı diyebileceğimiz hiçbir uyumsuzluk, uygunsuzluk yoktur. Sonra insanı yaratmaya çamurdan, topraktan başladı. Evet o Allah insanı çamurdan yarattı. Bununla Hz. Adem (a.s) kastedilmiş olabileceği gibi, sonraki yaratılışa konu olan hepimizin yaratılışı da kastedilmiş olabilir. Çünkü hepimiz topraktan besleniyor, topraktan meydana geliyoruz. İnsanın teşekkülünde rol oynayan meninin aslı da gıdadır ve o da topraktan meydana gelmektedir. Evet Sizi topraktan yaratmıştır o Allah. Sonra onun soyunu bir özden, bir sülaleden, me-hîn bir sudan, yâni değersiz bir meniden yaratmaya devam etti. Yâni o suyla insanlara zürriyetlerini devam ettirme yasasını koydu. Ona üreme imkânını verdi. Sonra onu tesviye etti, düzenleyip şekil verdi, güzel bir biçime soktu. Yâni onu tam ve mükemmel bir insan haline getirdi. Azalarını dosdoğru yaptı. Sonra da ona ruhundan üfledi, insana ruhunu da verdi. Yâni o insana ait olan ruhunu onun bedeniyle birleştirdi. Dikkat ederseniz burada aslında insanın bedenini veren de, ruhunu veren de kendisi olduğu halde Rabbimiz ruhu kendisine izafe buyurdu. Bunun sebebi ruh sahibi olarak insanın yüceliğini, üstün bir özellikte yaratılmış olduğunu ortaya koymak içindir. Çünkü ruh sahibi oluşu insanı diğer varlıklardan ayıran bir özelliktir. İnsanın ruh sahibi oluşu onun düşüncesini, şuurunu, bilgisini, iradesini ortaya koyan bir özelliktir. Bunlar da tümüyle Allah’tandır. Sonra Rabbiniz size kulaklar, gözler, kalpler vermiştir. Öyleyken pek az şükrediyorsunuz. Rabbiniz sizin için duyu organları da yaratmıştır. Bütün bunları size lütfeden Rabbinize ne kadar da az şükrediyorsunuz? Ne kadar da az teşekkür ediyorsunuz? Allah’ın size verdiği bu azalarınızı ne kadar da az Onun yolunda, Ona kulluk yolunda kullanıyorsunuz? Evet yaratıcı Allah’tır. Bu varlıkları ve onların bir üyesi olan sizleri yoktan var eden Allah’tır. Hayat Allah’tandır. Hayatınızı, varlığınızı Allah’a borçlusunuz. Şu bedeninizi, şu ruhunuzu, şu elinizi, ayağınızı, gözünüzü, kulağınızı, kalbinizi, duyularınızı, bilginizi her şeyinizi veren Allah’tır. Allah sizin yaratılışınızı çok mükemmel yapmıştır. Önce sizi topraktan yarattı, sonra da bir suyla size neslinizi devam ettirme yeteneği lütfetti. Adem önce topraktı, sonra çamur, sonra şekil veriliyor, sonra bir insan haline getiriliyor, sonra da ruhu üfürülüyor. Yâni Adem için yarattığı ruhunu Ona veriyor. Yâni Allah kendi ruhundan bir parça Adem’e veriyor değil de Adem’in ruhunu Ona veriyor. Ruhuyla bedenini birleştiriyor. Ve işte böylece insan ortaya çıkıyor. Öyleyse insan ne sadece ruhtur, ne de sadece bedendir. İnsan ruhla bedenin bileşkesidir. Ve sonra Adem neslini topraktan alıyor, zürriyetini besin olarak topraktan alıyor, yiyip içtikleriyle onun bünyesinde bir su oluşuyor bir meni meydana geliyor. Ve Adem’in vücudunda oluşan bu suyla Havva’nın vücudunda oluşan su birleşiyor ve Havva’nın rahminde bir cenin oluşuyor. Ana rahminde teşekkül eden bu cenin hadisin beyanıyla 120 günlük olunca bu defa da o cenine ruh üfürülüyor, ruhu veriliyor ve böylece ana rahminde bir insan daha teşekkül etmiş oluyor. Rabbimizin takdir buyurduğu belli bir süre geçtikten sonra yeryüzüne iniyor. Evet bir toprak parçası, bir su parçası bir insana dönüşüyor. Hem de eti olan, kemiği olan, gözü, kulağı, kalbi olan, duyan, gören, hisseden mükemmel bir insan. Mükemmel bir yaratılış, mükemmel nimetlerle donatılış. Bunu yapan Allah’tır. Sizi böyle mükemmel bir özellikte yoktan var eden Rabb’ınızdır. Ama ne gariptir ki insanoğlu yaratıcısını tanımıyor. Ne gariptir ki yaratıcısının kendisinden istediği şükrü yerine getirmiyor. Her şeyini kendisine borçlu olduğu Rabbine teşekkür etmeyi düşünemiyor. Düşünsenize, Rabbimiz bizi toprak olarak bıraksaydı bizi kim yaratabilirdi? Bizi kim insan yapabilirdi? Nasıl dünyaya gelebilirdik? Bu hayatı nereden bulabilirdik? Veya bizi böyle mükemmel bir insan değil de bir taş, bir toprak, bir tavuk, bir ağaç yapsaydı ne gelirdi elimizden? Kime itiraz edebilirdik? Rabbimiz bize işitebileceğimiz şu kulaklarımızı, görebileceğimiz şu gözlerimizi, hissedebileceğimiz şu kalplerimizi vermeseydi kim verirdi? Nereden alabilirdik bunları? İşte şu anda bunlardan mahrum bırakılmış insanlar ne yapabiliyorlar? Peki şimdi biz Ondan başka kime şükredeceğiz? Kime teşekkür edeceğiz? Kime minnet duyacağız? Kimin önünde eğileceğiz? Kime kulluk edeceğiz? Kimi dinleyeceğiz? Var mı Ondan başka şükredilecek, hamd edilecek, minnet du-yulup sözü dinlenecek birileri? Var mı Allah’tan başka önünde secdeye kapanacağımız bir varlık? Var mı böyle bir yaratıcı? Kulluk yaratıcının değil de kimin hakkıdır? Ne kadar da nankörsünüz böyle? Ne kadar da az kulluk yapıyorsunuz Rabbinize? Bakın Rabbimizin yaratıcı olarak kendilerinden şükür istediği, kulluk istediği kimi beyinsizler, kimi nankörler şöyle diyorlar: