116. “Ey Nuh! Eğer bu işe son vermezsen, şüphesiz taşlananlardan olacaksın" dediler.” Dediler ki ey Nuh eğer bu işten vazgeçmezsen, eğer bu işe bir son vermezsen senin canına okuyacağız. Kime diyorlar bunu? Peygambere diyorlar. Öyleyse hiç de alınmaya gerek yok. Peygambere bunu dediklerine göre bize neler diyecekler? Eğer biz de peygamber yolunun yolcusu olabilirsek bize de diyecekler bunu. Teklifsiz bir dâvetçiye, hatasız bir insana, günâhsız bir insana diyorlar bunu. Hatasızlığın doruk noktadaki örneğine diyorlar bunu. Ey Nuh bu işten vazgeç! Bırak bu işi! Çünkü peygamber görevini sürdürdükçe dışında rahatsızlanan insanlar vardı. Onun varlığından, Onun programından, Onun hayatından, Onun mesajından rahatsız olanlar vardı. Varlığından, durumundan, konumundan gocunanlar vardı. Onların programları, onların anlayışları bozuluyordu. Nuh oldukça, Nuh (a.s) var oldukça, Hz. Nuh mesajını yaydıkça, ya da Hz. Nuh varlığını sürdürdükçe yanlışlıklar fark edilecek, herkes yanlışlarını fark edecekti. Hz. Nuh, kriter olarak, kıstas olarak bulunacaktı. Toplumda tek başına da kalsa yolunu, inancını, dâvâsını sürdürmeye devam eder Allah’ın elçileri. Ya da insanlar peygamberi işte onun için yok etmeye çalışıyorlar. Gel bir sene sen bizim İlâhlarımıza bir sene de biz seninkine derler. Ya da arada bir bizimkine şöyle bir uğrayıver. Veya en azından bizimkinin aleyhinde konuşmayıver. Ya da hiç olamazsa dokunma, biz bizimkini, sen de kendininkini yaşa. Böylece kendilerinin ki ortadan kaybolmayacak. Kendilerininki de normal olacak. Dertleri bu adamların. Meselâ bir toplumda bir tek kadın kapalı, ama herkes açık olsa yiyiverecek gibi olurlar onu değil mi? Niye? Çünkü toplum içinde böyle örtülü bir kadıncağızın varlığı açıkların varlığını ortaya koyuyor da ondan.