18,19. “Firavun Mûsâ'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin. " dedi.” Allah’ın elçisi Hz. Mûsâ (a.s) nın bu tavrına, bu konuşmasına Firavun bozuldu, canı sıkıldı. Sonra dedi ki: Ya!! Şu bizim terbiye ettiğimiz, şu bizim bakıp büyüttüğümüz çocuk değil misin sen? Şu bizim kucağımızda büyüyen Mûsâ değil misin? Bizim sarayımızda, bizim kucağımızda büyüdün! Ömrünün pek çok seneleri aramızda geçti, aramızda büyüdün! Sonra da tuttun şu işi yaptın! Mısırda bizim adamlarımızdan birini öldürüp kaçtın! Ondan sonra şimdi de nankörlerden oldun öyle mi? Yâni bizim bunca nimetlerimize küfran-ı nimette bulunanlardan oldun öyle mi? Bizim rububiyetimizi reddedip tuttun başka Rabb’ler edindin, başka yollar buldun ve bizi de ona dâvet ediyorsun öyle mi? Hem bizim ekmeğimizi yedin, hem adamımızı öldürüp kaçtın, hem nankörlükte bulundun öyle mi? Hem benim ekmeğimi ye, hem de bana karşı nankörlükte bulun, olacak şey midir bu? Hem benim ekmeğimi ye, hem benim okulumda oku, hem benim sıramı işgal et, hem benim havamı teneffüs et, hem benim maaşımı al, hem benim bordroma imzanı at, hem de bana isyan et, olacak şey midir bu? Hayır hayır. Ey Mûsâ benim büyüttüğüm, benim beslediğim birisi olarak benim kurallarıma göre oynayacaksın! Ben seni bunun için büyüttüm! Bunun için eğittim ben seni! Ben ilk okulları, ben ortaokulları, ben liseleri, ben İmam Hatipleri, ben İlâhiyatları, ben fakülteleri bunun için açtım. Ben bu eğitim kurumlarını insanlar, buralarda eğittiklerim hep bana kulluk etsinler, bana itaat etsinler, beni dinlesinler, benim kurallarım geçerli olsun diye açmıştım. Sonra tut sen kendini buralarda eğit, benim okullarımda oku, benim sıralarımı işgal et, benim imkânlarımı kullan, kendini benim açtığım okullarda eğit, büyüt, yetiştir sonra da kalkıp bana isyan et. Olacak şey mi bu? diyen Firavuna karşı mücâdelede, münakaşada özel bir tip sergileyen Hz. Mûsâ (a.s) onun bu sözleri karşısında hiç etkilenmeden, hiç takmadan, bu sözler kendisini hiç ırgalamadan bakın rahat rahat dâvetini yeniler: