41. “Sihirbazlar geldiklerinde, Firavuna: "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi? " dediler.” Sihirbazlar oraya geldiklerinde Firavuna dediler ki: Ey Firavun, ey tanrımız, ey hayatımıza program çizenimiz, bizi, bizim bilimlerimizle, bizim felsefelerimizle, bizim keyfimize uygun bir şekilde yönetenimiz. Şimdi seni ve sistemini temize çıkarabilmek için Mûsâ ile giriştiğimiz bu kavganın sonunda biz galip gelirsek, Mûsâ’nın Allah’tan getirdiği din karşısında seni temize çıkarmayı becerebilirsek, Allah sistemi karşısında senin sistemini üstün getirebilir, halkın gözünde seni içine düştüğün bu yenilgiden kurtarıp yeniden tanrılığını sana iade edebilirsek bize bir mükâfat var mı? Galip gelirsek bize bir ecir var mı? Dertleri budur zaten bu insanların. Menfaatleri söz konusu olmadan adımını bile atmazlar. Hep Firavunun, Firavunların eline bakar dururlar. Hep bir kemik bekleyişi içindedirler. Tek düşünceleri Firavunların, devlet başkanlarının kendilerine verebilecekleri üç kuruşluk dünya menfaati. Makam, mevki, para, pul. Başka düşündükleri bir şey yoktur böylelerinin. Her dönemde Allah dini karşısında, Allah sistemi karşısında, Allah elçileri karşısında zalim iktidarları destekleyenlerin tüm derdi işte budur. Bakın onların bu zavallılıkları karşısında Firavun şöyle diyordu: