44. “Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz haklı geleceğiz" dediler.” Firavun hakkı için, Firavun adına, Firavunun namına, Firavun şerefine diyerek ellerindeki iplerini, ellerindeki bilim ve sanat dallarını, teknolojilerini ortaya attılar. Ve dediler ki muhakkak bugün bu kavgada biz galip geleceğiz diyerek hem kendilerine, hem Firavuna ve hem de kendilerini seyreden halka bir moral vermek istediler. Ve attıklarıyla bütünüyle meydanları kapladılar. Görünüşte artık onların karşısında hiç kimsenin durabilmesi mümkün değil. Adamların medyaları var, televizyonları var, ekonomik güçleri, tankları, topları var, bilimleri var, bilim yuvaları var. Tüm insanların gözlerini boyayacak, herkesi korkutacak müesseseleri var. Akla hayale gelmedik silahları var. Ülkenin tüm bürokratları orada. Ama ne gam beri ta-rafta da Allah var. Allah desteğinde Mûsâ ve Harun var karşılarında. Allah karşısında, Allah’ın gücü karşısında ne ifade edecekler? Tüm dünya toplansa ne yazar da? İsterseniz arş’tan değil, Kürsi’den değil, yedinci kat semadan değil, sadece birinci kat semanın milyarlarca kere aşağısından şöyle bir bakın manzaraya. Değil Firavunun egemen olduğu, insanların toplandığı Mısır ülkesi, tüm dünyayı ne kadar görürsünüz? Bir sinek kadar değil mi? Bir sinek kadar bile bir değer ifade etmez değil mi?