Şuarâ Suresine Dön

Şuarâالشعراء

97. Ayet

97Şuarâ Suresi

تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ

“Allah’a yemin olsun ki bizler apaçık bir sapıklık içindeydik.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

96,102. “Orada putlarıyla çekişerek: “Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rab-b’ına eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.” Diyecekler ki orada; vallahi meğer bizler apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Ey putlar, ey şeytanlar, ey tâğutlar, ey tanrı taslakları meğer bizler, sizleri bir şey zannedip de âlemlerin Rabbi olan Allah’a denk tutmuşuz. Sizi dünyada Allah gibi hayatımızda söz sahibi kabul etmişiz. Sizlerde bir yetki var sanmışız. Bizi saptıranlar ancak mücrimlerdir. Bizi mücrimler saptırmış. Dünyada bize kendilerini tanrı olarak takdim eden, egemenlik bizdedir diyen şu mücrimler bizi yoldan çıkarmıştı. Bunlar olmasaydı, bu mücrimler, bu tâğutlar, bu zalimler bizim üzerimizde Rabb’leşip, kendilerine kul köle edinmeselerdi, bizim yasalarımızı değiştirmeselerdi, bizim kulluğumuza engel olmasalardı elbette biz Rabb’imize kul olacaktık. Bu hainler bizim dinimizi bozmasalardı, Allah dinini kaldırıp, Allah dinini yasaklayıp bizim karşımıza resmi bir din çıkarmasalardı elbette bizler Müslümanlar olarak Allah’ın istediği bir hayatı yaşayacaktık. Eyvah! Artık şu anda bizim için bir şefaatçi yok mu? Bizi şu cehennemden kurtaracak, bizi Allah karşısında müdafaa edecek, bizi Allah’la barıştıracak bir yardımcı yok mu? Bizi bu cehennemden kurtaracak bir aracı yok mu? Ah keşke dünyaya bir daha dönme imkânımız olsa da mü’-minlerden olsak. Keşke dünyaya bir daha dönebilseydik te Rabb’ı-mın istediği gibi bir hayat yaşasaydık. Rabb’imizin âyetlerini dilimiz-den düşürmeseydik. Hainler şu anda Allah âyetlerini duymaya bile tahammül edemiyorlar. Şu anda öteki tanrıları hatırına Allah’a hayat bile tanımak istemiyorlar. Allah’la, Allah kullarıyla amansız bir savaş vermeye çalışıyorlar. Allah berisinde tanrı bildiklerine toz kondurmamaya çalışıyorlar. Ama o gün akılları başlarına gelecek ve diyecekler ki, ah keşke dünyaya bir daha geri döndürülseydik de Müslümanca bir hayat yaşasaydık. Evet işte yaşadıkları bu hayatlarının karşılığı olarak cehennemi boylamışlar, ateşle kucaklaşmışlar, akılları başlarına gelmiş ve orada hayıflanıyorlar, geriye dönme rüyaları görmeye çalışıyorlar. İşte Müslüman olanla olmayanın farkı burada açığa çıkıyor. Müslüman bu dünyada Allah’ın âyetleriyle birlikte bir hayat yaşayarak, Allah bilgisiyle bilgilenerek yarın olacakları bugünden görüyor, biliyor. Cehennemi gözleriyle seyrediyor, cenneti gözleriyle görüyor. Allah’ın kitabından habersiz bir hayat yaşayan kâfirler ise bugün gafil olduğu gerçeklerle yarın iş işten geçtikten sonra yüz yüze gelecekler ve geriye dönüp Müslüman olmayı temenni edecekler. Geçmiş olsun. Artık geriye dönüş imkânı kalmamıştır.