19. “Allah, kullarına lütufta bulunandır. Dilediğini rızıklandırır. Kuvvetli olan da güçlü olan da O’dur.” Ama ister âhirete iman edip hayat programlarını bu inanca bina ederek yaşayan mü'minler olsun isterse âhireti inkâr ederek kendilerince bir hayat yaşayan kâfirler olsun, Allah kullarına, mahlukatının tamamına latîf olandır. Allah kullarının tümüne iyi davranan, onlara merhametiyle muamele eden ve onlara bolca ikram edendir. Allah, kendisine karşı isyan ederek kulluktan çıkan, belirtmiş olduğu hayat programını bırakarak kendi bildiklerince bir hayat yaşamaya kalkışsa bile, hayır ve bereketlerini, rızıklarını onların üzerlerine yağdırandır. İsyanları, inkârları sebebiyle onları aç ve açıkta bırakmayandır. Kâfirler yeryüzünde kendilerini yaratan Rabblerini inkâr etseler de, suyunu, havasını, güneşini, muhtaç oldukları şeyi onlardan esirgemez. Çünkü Allah kullarına latîftir. Latîf kelimesinin iki mânâsı vardır: 1. Allah kullarına karşı çok merhametlidir. 2. Allah kullarının ihtiyaçlarını öylesine dikkatle ele alıp onları karşılar ki, neredeyse kullar kendi ihtiyaçları konusunda bu kadar dikkatli değildir. Yâni kullar kendi ihtiyaçlarını nasıl karşılayacakları konusunda O’nun kadar düşünceye sahip değillerdir. İster kâfir olsun, isterse mü'min, fark etmez; tüm kullarına karşı O’nun lütuf ve keremi işlemektedir. Ama O’nun kullarına karşı bu kadar lütufkar oluşu herkese aynı ölçüde rızık vereceği, ya da herkese aynı rızıktan vereceği anlamına gelmemektedir. O dilediğini rızık-landırır. Kimilerine mal, mülk türünde rızıklar verirken, kimilerine de başka rızıklar vermektedir. İman, hidâyet, ilim, takva, ihlas gibi... Unutmayın ki, bu konuda Kâhir olan da, Azîz olan da O’dur. Yâni rızık O’nun elindedir. Tüm rızıkların sahibi O’dur. Kulları adına gerçekleşen bu rızık taksiminde söz sahibi sadece Allah’tır. O’nun takdir buyurduğu bu taksimatı hiç kimse bozamaz. Allah bir kuluna bir şeyler vermeyi murad etti mi, bunu kimse bozamaz, kimse engelleye-mez. Vermediğine de kimse bir şey ayıramaz. Rızık konusunda tek yetkili Allah’tır.