22. “Yaptıkları şeyler başlarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün: İnanıp yararlı iş işleyenler cennet bahçelerindedirler. Rabblerinin katında, onlara diledikleri verilir. İşte büyük lütuf budur.” Peygamberim, sen bu zalimlerin dünyada işledikleri bu günâhlardan dolayı başlarına gelecek azaptan dolayı tir tir titrediklerini görürsün. Gerek yeryüzünde kendilerini Allah makamında görerek, Allah’ın şeriatını beğenmeyerek, Allah kullarına şeriat belirlemeye, din, kanun koymaya kalkışanları, gerekse Rabblerini unutarak bu kimselerin koyduğu bu kanunları uygulamaya çalışanları görürsün ki, o gün korkudan tir tir titremektedirler. Kış sineği gibi başlarına gelecek felâketi beklemektedirler. Çünkü artık gerçeği anlamışlardır. Allah yerine koyup, Rabb makamına oturtup kanunlarını uygulamak için çırpındıkları, hatırlarını kazanmak için koşturdukları tâğutların, modanın, çevrenin, âdetlerin ve tüm yapay tanrıların ve tanrıçaların Allah’ın ortakları olmadığını, onların hiçbir güç ve kuvvete, hiçbir yetki ve selahiyete sahip olmadıklarını, onların da kendileri gibi aciz birer varlık olduklarını, Rabb olmaya, İlâh olmaya, kanun koymaya, din belirlemeye, hayat programı tespit etmeye, hatırı kazanılmaya lâyık olanın da sadece Allah olduğunu anlamışlardır artık. Anlamışlardır ama zaten inkârı, reddedilmesi mümkün olmayan bir ortamda anlamışlardır. Ne kıymeti var ki burada anlamanın? Anlamışlar ve dünyada işledikleri bu günâhlardan ötürü korkudan tir tir titremektedirler. Oysa korksalar da, korkmasalar da artık fark etmez. Yaptıklarının cezası mutlaka başlarına gele-cektir, bundan kurtulma imkânları asla yoktur. Zillet ve horluk içinde kalacaklardır. Bunlar böyle zillet ve azap içindeyken, inanan ve inancını a-mele dönüştürme çabası içine girenler, inanan ve inancını yaşama savaşı veren mü'minler de cennet bahçelerindedirler. Rabbleri katında diledikleri her şey onlara sunulacak, bir dedikleri asla iki edilmeyecek, ne arzu ederlerse onlara ikram edilecektir. Zillet ve horluk içinde cehenneme yuvarlananlar nerede, böyle nimet içinde yüzenler nerede? İşte bu nimet ve mükâfat en büyük kazançtır. Bundan daha büyük mutluluk, bundan daha büyük kazanç mümkün değildir. Allah bir şeye büyük demişse, varın onun büyüklüğünü artık siz düşünün. Kim kime kulluk ediyorsa, mükâfatını ondan isteyecektir. Elbette kendisine kulluk edenleri Rabbimiz böyle büyük mükâfatlarla karşılayacaktır.