39. “Bir haksızlığa uğradıklarında, üstün gelmek için aralarında yardımlaşırlar.” O mü’minlerin gerek kendilerine, gerek mallarına, gerek dinlerine, çoluk-çocuklarına, namuslarına, iffetlerine, akıllarına, nesillerine yönelik bir haksızlık, zulüm, saldırı söz konusu olduğu zaman da hemen birleşerek, birbirlerine yardım ederek o tehlikeyi savuştururlar. Bir zulüm, bir haksızlık karşısında ellerini, dillerini, kalplerini, kalemlerini, güçlerini, adımlarını, yumruklarını, tükürüklerini birleştirerek onu defetmeye çalışırlar. Çünkü onlardan birine yapılmış bir zulüm, birine yapılmış bir haksızlık, hepsine birden yapılmış demektir. Onlar bir binanın tuğlaları gibi birbirlerine kenetlenmişlerdir. Onlar kâfirler için kolay yutulacak lokma değillerdir. Evet, onlar aftan ve müsamahadan yanadırlar, karıncayı bile haksız yere incitmekten çekinirler ama dinlerine, inançlarına yapılacak bir saldırı karşısında her biri bir aslan kesilir ve küfrün beyninde patlayıverirler. Mü’minler, zalime de mazluma da yardıma koşan insanlardır. Mazlumların haklarını alıvermek, zalimlerin de ellerini tutup zulümlerine engel olmak üzere mü’minler birbirlerine yardıma koşarlar.