49. “Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir.” Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Mülkün sahibi Allah’tır. Kendilerinin sahibi de, sahip olduklarının sahibi de Allah’tır. Allah Mâliktir ve her şey O’nun mülküdür. Onlar ister kabul etsinler ister reddetsinler fark etmez; göklerde ve yerde ne varsa hepsi üzerinde söz sahibi, egemenlik sahibi Allah’tır. Tüm varlıkların boyunlarındaki kulluk iplerinin ucu elinde olan, tüm varlıkların kendisine boyun büktüğü ve yasalarına teslim olduğu varlık Allah’tır. Allah bu egemenliği sebebiyle dilediğini yapan, dilediğini dilediği gibi yaratandır. Bu konuda kimse ona yardımcı olmadığı gibi, kim-senin etkisi altında da değildir. Göklerde ve yerde tek İlâh, tek Rabb ve egemen olan Allah, dilediğine kız çocukları, dilediklerine de erkek çocukları verir. Yeryüzünde hayatın devamı için Allah’ın koyduğu bir yasadır bu. Göklerde ve yerde egemen olan Allah’ın koyduğu bu yasaya hiç kimsenin karşı gelme, itiraz etme hakkı ve yetkisi yoktur. Bu kâfirler zannediyorlar mı ki her şey kendi ellerindedir? Zannediyorlar mı ki erkek çocuğuna, kız çocuğuna sahip olmak kendi ellerindedir? Hayır hayır, bu konuda hiç kimsenin bir müdahale gücü yoktur. Erkek ya da kız çocuklarımızı bize lütfeden Allah’tır. Çocuklarımızı bize veren O olduğu gibi, onları doyuran, onları rızklarını takdir eden de O’-dur. Ama Rabbimiz hikmeti, bunu belli bir yasa gereği insanların elinde takdir buyurduğu için, kâfirler rızkın da, çocukların da ellerinde olduğunu zannediyorlar. Peki biz kiminiz? Bizim elimiz ayağımız, aklımız fikrimiz, gücümüz kuvvetimiz kimin? Kim verdi bunları bize? Bunları da bize veren Allah değil mi? Her şeyimiz Allah’tan değil mi? O halde göklerde ve yerde egemen olan Allah ne yaratmışsa, nasıl yaratmışsa, neyi nasıl takdir buyurmuşsa, bunların hiçbirisi rasgele değil, belli bir hikmet gereğidir. Hikmeti gereği bize kız çocuğu verdiği zaman buna itiraz ederek burun kıvırmamalıyız. Hiç çocuk vermediği zaman da isyan etmeye kalkışmamalıyız. Bu yasayı koyan, bunu takdir eden Allah’tır. Mü’mine düşen de sadece Allah’ın takdirine teslim olmaktır. “Madem ki Rabbim böyle istemiş, madem ki Rab-bim böyle takdir buyurmuş, hikmeti gereği bana bunu münasip görmüş, öyleyse en münasip imtihan eden Rabbimdir,” deyip O’nun takdirine teslim olmak zorundayız. Sebeplerini işlemekle, sebeplerine tevessül etmekle beraber, teslim olmak zorundayız. Göklerde ve yerde yegâne egemenlik sahibi olan Allah, dilediğine kız verir, dilediklerine erkek çocuğu, dilediklerine de: