51. “Allah bir insanla ancak vahiy sûretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle dilediğini vahy eder. Doğrusu O yücedir, Hakîmdir.” Kendi bilgisi ve hikmeti, kendi koyduğu yasası gereği şu üç durumun dışında Allah hiçbir beşerle konuşmaz, hiçbir beşere söz söylemez. Buradaki Allah’ın konuştuğunu kastettiği elçisi Cebrâil de olabilir, insanlara insan cinsinden, beşer cinsinden gönderdiği elçileri de kastedilmiş olabilir. Rabbimiz burada vahyin geliş şekillerini anlatıyor. Bu konuyu kitaplarımız uzun uzun anlatmışlardır. Ben burada çok fazla detaya inmeyeceğim. Allah, hiçbir beşere şu üç şekilden başka söz söylemez. 1. Bunlardan birincisi: deniyor. Ancak vahiy halinde Allah kullarıyla konuşur buyuruluyor. Yâni elçileriyle doğrudan doğruya vasıtasız olarak konuşması, vahy etmesidir. Hızlıca ve gizlice kalbine doğdurması, ilka etmesi veya rüyasında göstermesi gibi. Hz. İbrahîm’e oğlunu kurban etme vahyinin rüyasında gösterilmesi, Hz. Yusuf’a peygamberliğinin rüyasında sunulması ve yine Rasulullah Efendimizin İsrâ hadisesi gibi. buyuruluyor. Yâni perde arkasından söylemekle. Kulak, sesi, sözü işitir ama o anda sesin kimden geldiğini, konuşanın kim olduğunu göremez. Hz. Mûsâ’ya (a.s) Tur dağında Rabbimizin hitabı böyle olmuştu. Burada hitap kalbe değil de bizzat kulağın işitme gücüne yönelik olmaktadır. Rasûlullah Efendimizin şu beyanı da bunu anlatmaktadır: “Vahiy bazen bana çan sesi gibi gelir.” (Buhârî, Bed’ul vahy 2) Yahut bir Resul, tebliğ aracı bir elçi, bir melek göndererek izniyle dilediklerini vahy ettirmek sûretiyle konuşur ki, çoğu kez peygamberlerine vahyi bu şekilde göndermiştir. Tüm semavî kitaplar pey-gamberlere bu şekilde ulaştırılmıştır.