8-9. “Rablerinin ve O’nun peygamberlerinin buyruğundan çıkan nice kasabalar halkını Biz, çetin bir hesaba çekmiş, onları, görülmedik bir azaba uğratmışızdır. Onlar, işlerinin karşılığını tattılar; işlerinin sonu hüsran oldu.” “Nice ülkeler, nice kentler, nice şehirler, nice yerleşim merkezleri vardır ki, onların halkları Rabblerinin ve peygamberlerinin buyruğundan çıktılar, Allah Resullerinin hayat programlarını terk ettiler, kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamaya başladılar da, Biz onların ağızlarının payını veriverdik. Onları çetin bir azapla ce-zalandırıverdik. Görülmedik azapların mahkumu yaptık onları. Onlar işlerinin karşılığını tattılar. Yaptıklarının, işlediklerinin bedelini gördüler. İşlerinin, amellerinin, hayatlarının, hayat programlarının sonu da hüsran oldu onların.” Burada boşanma konusu anlatıldıktan sonra Rabbimizin bir uyarısıyla karşı karşıya geliyoruz. Yani bu çok önemli konuda, toplumun temel taşı olan ailenin yıkılışıyla alâkalı konuya Allah’ın istediği şekilde dikkat etmezseniz, dünya ve âhirette nasıl bir sonuçla karşılaşacağınızı bilin, diyor Rabbimiz. İşin önemine dikkat çekiyor. İki insan. Bir araya gelmişler, hayatlarını birleştirmişler. Tek ruh tarafından idare edilen iki beden olmuşlar. Birbirlerini sevmişler, birbirlerinde yok olmuşlar. Birbirlerine katılıp karışmışlar. Sevgilerinin, aşklarının meyveleri, çiçekleri olan çocuklarını birlikte koklamışlar. Bu derece bir bir-likteliği soluklamışlar. Sevinçleri, tasaları, kıvançları bir olmuş. Birbirlerine gizli hiçbir şeyleri kalmamış. Şimdi birlikte güzel güzel Allah’ın rızasını kazanmak, birlikte cennete ulaşmak üzere bir araya gelmiş bu iki insan, güzel güzel anlaşıp, birbirlerine sarılmaları gerekirken, tutsunlar basit hevâları ve hevesleri, ufak-tefek problemler yüzünden Allah’ın sınırlarından dışarıya çıksınlar. Allah’ın yasalarını çiğneyip birbirlerine düşman olsunlar. İşte bunlar da tıpkı birbirleriyle ilişkilerinde Allah ve elçilerinin sınırlarını çiğneyerek, Allah ve elçilerinin hayat programını terk ederek kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayat yaşamaya kalkışan az evvelki toplumların âkıbetine mahkum olacaklardır. İşte Rabbi-miz burada bize böyle bir tehditte bulunuyor.