Târık Suresine Dön

Târıkالطارق

10. Ayet

10Târık Suresi

فَمَا لَهُ مِنْ قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍۜ

(İnsanın) hiçbir gücü ve yardımcısı olmayacaktır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

10. “O gün, insanın gücü de, yardımcısı da olmaz.” İşte böyle her şeyin ortaya döküldüğü bir hengamede insan ne kendi kendisine bir yardımda bulunabilir, ne de kendisini bu sorgulamadan kurtaracak, o günün azabını kendisinden defedebilecek bir yardımcı bulabilir. Daha önce dünyaya ilk geldiğiniz zaman nasıl âciz, güçsüz ve yalnızsanız, şu anda da Allah’ın huzurunda güçsüz ve yalnızsınız. Dünyaya geldiğiniz günü bir düşünün. Yalnızdınız, yapayalnızdınız. Gücünüz, kuvvetiniz imkânınız, saltanatınız, paranız, pulunuz, bilginiz, çevreniz, krediniz, makamınız, mansıbınız, hiçbir şeyiniz yoktu. Âciz, güçsüz, kuvvetsiz bir bebek olarak dünyaya gelmiştiniz. Bütün bu imkânları size veren Rabbinizı unuttunuz da, O’na karşı tanrılık id-diasına kalkıştınız. Zannettiniz ki bütün bunları kendiniz kazandınız? Zannettiniz ki hayatın sahibi sizlersiniz. Zannettiniz ki hayatın sahibi kendinizsiniz. Zannettiniz ki size hiç ölüm gelmeyecek ve hesaba çe-kilmeyeceksiniz. Hayır hayır! Aldandınız, hayatın da, ölümün de sahibi Allah’tı. Bakın şimdi hayatınızı, gençliğinizi, güzelliğinizi, gücünüzü saltanatınızı, çevrenizi, paranızı, pulunuzu, iktidarınızı arkanızda bırakıp geldiniz. Hani nerede gücünüz? Nerede iktidarınız? Nerede mallarınız? Nerede koltuklarınız? Nerede saltanatınız? Nerede tanrılığınız? Nerede peygamberliğiniz? Hani nerede vahiyleriniz? Nerede kullarınız? Nerede size alkış tutan ve sizin kanunlarınıza itaat eden gönüllü kullarınız? Nerede sizin o gönderdiğiniz vahiylerinizi halka uygulatma kavgası veren gönüllü peygamberleriniz? Valileriniz, kaymakamlarınız, hakimleriniz, savcılarınız nerede? Nerede güvendikleriniz, dayan-dıklarınız? Nerede size sadâkat yemini yapan yardakçılarınız? Hani niye terk etti onlar sizi? Hani şu sizin şefaatçilerinizi da göremiyoruz. Niye gelmiyorlar sizi bu durumdan kurtarmaya? Hani koltuklarının al-tına girerek sizi kurtaracaklarına inandığınız için kendilerinden talimatlar alıp uygulamaya çalıştığınız büyükleriniz nerede? Hani karşılarında sığınma talebinde bulunduklarınız? Kendilerine dua edip imdadınıza çağırdıklarınız nerede? Hayır hayır! Orada ne kendi gücünüz, ne de yarımcılarınız var. O gün sizi kurtaracak ne kendi gücünüz, ne de yardımcılarınız var. O gün oğul babadan, baba oğuldan kaçacak. Kadın kocasından, koca karısından kaçacaktır. Hiçbir kimseden fidye kabul edilmeyecek. Dün-ya kadar malınız, mülkünüz olsa bile, beş para etmeyecek. Hiçbir kimseden para, pul kabul edilmeyecek. Hiçbir kimse de kimseye şefaat edemeyecek. Herkes Rabbinin huzurunda bir hesabın beklentisi içinde olacaktır. Hiç kimseye de yardım olunmayacaktır. O gün ne ba-banın evlâdına, ne evlâdın babasına, ne kocanın karısına, ne âmirin memuruna sağlayabileceği bir şey yoktur. Herkes yardımcısız ve yalnız olarak Allah’ın huzuruna gidecektir. Melikler yalnız, mâlikler yalnız, hükümdarlar, krallar, hacılar, hocalar yalnız ve hattâ peygamberler bile yalnız. Hepsi de çaresiz Allah’ın kendilerine vereceği hükme razı olacaklardır. Öyleyse gelin ey insanlar, o günün inancıyla, o günün hazırlığı içinde bir hayat yaşayın. Rabbinizin sizi yoktan var edişini, hem de akıllara durgunluk verecek bir biçimde bir damla sudan var edişini, imtihan için burada tutuşunu, sonra bu imtihanın bitiminde sizi tekrar dirilteceğini anlayın da, Rabbinizin istediği biçimde bir hayat yaşamaya yönelin. Rabbinizin Kitabına ve elçisinin sünnetine müracaat ederek yaşayın. Eğer bu kadar uyarı sizi hâlâ harekete geçirmediyse, bir de Rabbinizin rubûbiyet ve ulûhiyetine tanıklık eden şu âyetlerine kulak verin: