Târık Suresine Dön

Târıkالطارق

4. Ayet

4Târık Suresi

اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۜ

Her nefsin üzerinde mutlaka bir koruyucu/kaydeden gözetleyici vardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

4. “Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur.” Evet hiç kimse, hiçbir kul yoktur ki onun başında onu koruyan, onun yaptıklarını tek tek kaydeden, tespit eden, muhafaza eden bir melek olmasın. İnsan bir tek saniye bile başıboş değildir. Sürekli kontrol altındadır. Sadece insan değil, büyük küçük tüm varlıklar Allah’ın murâkabesi, koruması ve lütfu sayesinde hayatlarını sürdürmektedirler. Yaratılışlarını da, yaratılış sonrası yaşayışlarını da sağlayan Allah’tır. Gaf sûresinde de bu konu şöyle anlatılır: “Andolsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz ona şahdamarından daha yakınız. Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zapt ederler.” (Kaf 16-18) Allah, kuluna şah damarından daha yakındır. İçinden geçirdiklerinin tümünü Allah bilmektedir. Hayatımızın tümünde bizler Rab-bimizin kontrolü ve murâkabesi altındayız. Tüm vücudumuza, tüm ha-yatımıza, tüm hareket ve eylemlerimize onun yasaları hakimdir. Hayatımız, varlığımız, varlığımızı sürdürmemiz, yememiz, içmemiz, üşüme-miz, acıkmamız, yatmamız, uyumamız, oturmamız, kalkmamız, kalbi-mizin çalışması, kanımızın hareket etmesi hep O’nun yasası gereğidir. İnsan her şeyiyle Allah’ın hâkimiyeti altındadır. İnsan her şeyiyle Allah’ın hâkimiyetine mahkumdur. Alıp verdiği nefesler bile Onun kontrolü, izni ve hâkimiyetine tabidir. Her şey O’nun gücü ve tasarru-fu altındadır. Her şey O’na boyun eğmiştir. O Kahhâr olan, mutlak güç ve kuvvet sahibi olan Allah sizin üzerinize koruyucular göndermektedir. Sizlerin yeryüzünde yaşadığınız sürece işlediğiniz tüm amelleri tespit etsinler, sizi görüp gözetsinler, sizin amellerinizi yazıp muhafaza etsinler ve de sizleri korusunlar diye meleklerini göndermektedir. Ra’d sûresinde de bu konu şöyle anlatılır: “Onların her birini önünden ve arkasından izleyen melekler vardır. Onu Allah’ın emriyle korurlar.” (Ra’d 11) Bunlar Hadisin beyanıyla hafaza melekleridir ki, kulları onlara gelebilecek kötülüklerden muhafaza ederler. Bir de Kirâmen Kâtibîn melekleri vardır. İnsan yaşadığı sürece ne yapmışsa, ne söylemişse, ne yapmayı ve ne söylemeyi niyet edip içinden geçirmişse tamamını yazıp kaydetmekle görevli meleklerdir bunlar. Gâf sûresi de bunu anlatır: “İnsan hiç bir söz söylemez ki yanı başında onu zapteden bir melek bulunmasın.” (Gâf 18) İnfitâr’da da şöyle buyurulur: “Muhakkak ki üzerinizde koruyucu melekler vardır. Şerefli yazıcılar her yaptığınızı bilmektedirler.” (İnfitâr 10-12) İşte bütün bunlar Allah’ın sizin üzerinizde hâkimiyetini, Kahhâr oluşunu, sizi kendi halinize bırakmayıp sürekli sizinle diyalog halinde oluşunu, sizin hayatınıza karıştığını ve sizin her anınızı kontrol ettiğini gösterir. Hiç kimse bir tek saniye bile kendi başına değildir. İnsanın her hareketini kontrol eden, her nefesini sayan melekler vardır yanında. Zaten İslâm’daki melek inancının odak noktası da budur işte. Yani öyle bir Allah’a inanacağız ki melekleri vasıtasıyla sürekli bizimle diyalog halinde olan bir Allah’tır O. Böyle kimilerinin iddia ettikleri gibi dünyayı yaratmış, yorulmuş, köşesine çekilmiş, dünyayla ilgilenmeyen ve ne haliniz varsa görün, bildiğiniz gibi yaşayın diyen bir Allah değil. Evet böyle bir Allah’a inanacağız. Değilse nasıl yaşarsanız yaşayın beni ilgilendirmez! Hukukunuz, ticaretiniz, kılık-kıyafetiniz, eğitiminiz, siyasal yapılanmanız, kazanmanız, harcamanız nasıl bilirseniz öyle olsun, beni ilgilendirmez diyen bir Allah değil. Melekleri olan ve bu melekleri vasıtasıyla yeryüzünde aranızdan seçtiği kullarına vahiy gönderen, bununla bizi sorumlu tutan, ne yapacağımızı, nasıl yaşayacağımızı, nasıl bir hayat programı takip edeceğimizi bize ulaştıran bir Allah’a iman edeceğiz. Bu âyetten anlıyoruz ki insan tüm hayatı boyunca Allah’la beraberdir. Yaratıcısı, sürekli onunla beraberdir. Sürekli onun üzerinde hakim ve gözetleyicidir. Yalnız değildir o. Yaratıcısının kendisi adına seçtiği hayat programından habersiz bir hayat yaşayamaz. Meleklerden de bu insan kesinlikle kendisini soyutlayamaz. Bundan sonra Rabbimiz enfüsümüzdeki âyetlere dikkat çekecek. Rabbimiz bize hem âfâkta hem de bizzat kendi içimizde delillerini gösteriyor ki hem kendi gücünü, kudretini anlayalım, hem bu kitabın hak bir kitap olduğunu anlayalım, hem de yaşadığımız bu hayatın so-nunda Rabbimizin bizi diriltip hesaba çekeceğini anlayalım diye. Kur’-an-ı Kerîm’in çeşitli yerlerinde Rabbimizin insanın bizzat kendi içinde, kendi vücudunda var olan âyetlerine dikkat çektiğini görüyoruz. Dışımızdaki âyetlerine dikkat çektikten sonra Rabbimiz şimdi de enfüsü-müzdeki, içimizdeki âyetlere dikkat çekecek. Bizi bizdeki âyetleri üzerinde düşünmeye çağıracak: