Târık Suresine Dön

Târıkالطارق

9. Ayet

9Târık Suresi

يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ

O gün, tüm sırlar açığa çıkacaktır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

8-9. “Şüphesiz Allah, gizliliklerin ortaya çıkacağı gün, insanı tekrar yaratmaya Kâdirdir.” İnsanı bir damla sudan yaratan, onu doğumundan ölümüne kadar koruyan, yaşatan, onu korumak ve hayatını düzenlemek için meleklerini gönderen, sürekli onu kontrolü ve lütfu altında tutan Allah, elbette onu öldürdükten sonra da yok olup gitmekten de korumaya muktedirdir. Bu adamlar bakmıyorlar mı? Görmüyorlar mı? Hiç düşünmü-yorlar mı? Gökleri ve yerleri yaratan, onları var etmekten yorulmayan, aciz kalmayan, bıkıp usanmayan, yılgınlık göstermeyen, her şeyi yaratan ve yarattıklarının tümünün hayatını, rızıklarını ve yaşam şartlarını hazırlayan ve bunları yaparken de asla bir yorgunluk hissetmeyen Allah’ın ölüleri de diriltmeye Kâdir olduğunu görmüyorlar mı? Bunu anlamıyorlar mı? Bunu bilen, bunu beceren, buna güç yetiren bir Allah ölüleri diriltmeye güç yetiremez mi? Burada insanın bir damla sudan yaratılışına dikkat çeken Rab-bimiz Kur’an’ın başka yerlerinde başka delillerden de söz eder. Meselâ insanın ölümünden sonra tekrar diriltilişinin göklerin ve yerin yaratılışından daha zor olmadığı, kupkuru ölü bir toprağın emriyle canlandırılışı gibi örnekler verir. Meselâ bir çöl veya bir buzul düşünün. O kupkuru toprağa gökten suyu indirildiği zaman o toprağın titrediğini, kabardığını, toprağın canlanıp hayat için harekete geçtiğini görürsün. Şüphe yok ki ona hayat veren, onu böylece ölü iken dirilten Allah, elbette ölüleri de işte böylece diriltir. İndirdiği yağmurla ölü toprağı dirilten Allah, aynen bunun gibi indirdiği vahiyle de ölü kalpleri diriltir. İndirdiği vahiyle Rabbimiz ölülerden diriler çıkarır, kâfirlerden mü'minler oluşturur. Ya da öldükten sonra kıyamet günü sizleri öylece diriltip yeniden hayat verecektir. Şüphesiz ki o her şeye Kâdirdir. Yani iradesini her neye tevcih buyurmuşsa, o, anında vücuda geliverir. Allah için zor diye bir şey düşünülemez. O, “ol” der, her şey oluverir. Aslında bu ây-et insanı düşünmeye dâvet ediyor. Şu kendini bir şey zannedip Rab-bine, Rabbinin âyetlerine karşı mücâdeleye girişen insanı derin derin düşünmeye sevk ediyor. Sizi bir damla sudan yaratan, sadece sizi değil, tüm bu varlıkları, gökleri ve yeri yaratan Allah sizi ikinci defa ya-ratamaz mı? Bütün bunlara güç yetiren, sizi ikinci defa yaratmaya güç yetiremez mi? Allah ölümünüzden sonra hesap-kitap için sizi tekrar diriltecek ve o gün: O gün sırlar çözülecek. O gün gizliler açığa çıkacak, saklılar deşifre edilecek. İyilik ya da kötülük adına insan ne yapmışsa hepsi ortaya dökülecek. Kalplerdekiler, sinelerdekiler devşirilecek, derlenip toparlanacak. Göğüslerdeki tüm niyetler, düşünceler, arzular, hedefler, tutkular ortaya dökülecek. İnsanların yaşadıkları hayatta kalplerin-de besledikleri, içlerinde taşıdıkları, gönüllerinde gizledikleri her şey açığa çıkacak, ortaya dökülecektir. İnsanın gizlediği, sakladığı tüm sırları deşifre edilecek, tüm ayıpları ortaya dökülecektir. Yani kalplerin hâsılası devşirilecektir. Kim ne düşünmüş? Kim ne yapmış? Kim ne yapmayı hedeflemiş? Yaptıklarını yaparken ne adına, kim adına yap-mış? Kimi razı etmek için yapmış? Yaptıklarının yaptırıcısı kim miş? İşlediği ameli hangi niyetle işlemiş? Allah için mi, toplum için mi işlemiş? Çevreyi memnun etmek için mi yapmış? Ya da âdetler böyle is-tiyor, âmir böyle emrediyor diye mi? Bunun açığa çıkarılması için kalplerdekiler ortaya dökülecek. Çünkü yaşadığımız bu hayatta insanın kalbinde taşıdığı niyetler çoğu kez dışa vurulanların aksi olmaktadır. Ama orada gizlenenler açığa çıkarılacaktır. Veya amel defterleri açığa çıkarılıp o defterlerde toplananlar ortaya dökülecektir. İnsan ne yapmışsa onlar hesap kitap dönemi açığa çıkacaktır. Bir de anlıyoruz ki o gün ameller zâhirlerine göre değerlendirilmeyecek, mücerret amellere bakılmayacak, o ameli işlerken kişinin kalbinde taşıdığı niyetlerine bakılıp ona göre değerlendirilecektir. Kalplerin ve işlediklerinin hâsılasından kastın bu olduğunu anlıyoruz. Rasûlullah Efendimizin hadislerinin ortaya koyduğuna göre “Ameller niyetlere göredir.” Ameller ancak niyetle sahih olur. Ameller ancak niyetle kabul görür, yani ameller ancak niyetleriyle değerlendirilir. Veya niyetsiz amellere itibar edilmez. Ameller, niyetsiz mücerret bir değer ifade etmezler. Amellerin mihenk taşı, değerlendirme kıstası onları işlerken taşınan niyetlerdir. Hattâ Rasûlullah Efendimizin başka bir hadislerinden anladığımıza göre bu değerlendirmede amellerin sonuna, neticesine itibar edilmektedir. Rasûlullah Efendimiz: “Amellerin makbul ya da merdut oluşu onların sonuna göredir” buyurmaktadır. Bunu bilen, bundan haberdar olan da sadece Allah’tır. Allah-tan başka hiç kimsenin insanların kalplerinden geçenleri bilmesi ve amelleri değerlendirmesi mümkün değildir. İşte kıyamet günü dünyada insanlara saklı kalan bu niyetler de açığa çıkarılacaktır.