3. “Alevli ateşe yaslanacaktır.” Yarın o öyle bir ateşe yaslanacak ki, o ateş çok alevlidir. Sadece bedenleri, sadece cisimleri yakan bir ateş değil, ruhları sarıp gönüllere nüfuz eden, insanı insanlıktan çıkaran, kahreden bir azap. İşte böyle bir ateşe yaslanacak o. Ebu Leheb ve kıyamete kadar onun yolunun yolcuları, onun misyonunu üstlenen kâfirler, kendilerini olmamaları gereken yerde, bulunmamaları gereken yerde tuttukları için zalimdirler. Ya da kendilerini ateşe götürenler, kendilerini cehennem yolunda tutanlar, aslında kendi kendilerine bunlar kadar zulmeden başka birileri olamaz. Kâfirler inkâr ettikleri için önce Hakk’a zulmetmişlerdir. Kendilerini uçuruma, yani cehenneme sevk ettikleri için kendi nefislerine zulmetmişlerdir. Bir de kendileri küfrettikleri gibi insanları Allah yolundan menede-rek, insanları fitnelere düşürerek, dinlerinden döndürmeye çalışarak, din eğitimini engelleyerek insanlığa zulmetmişlerdir. Yani kâfir hem kendisine, hem Rabbine, hem de tüm insanlığa karşı zulmeden insandır. Onun için onun cezası cehennemdir, ateştir. Onlar dünyada da, âhirette de hüsrana uğrayan, eli boşa çıkanlardır. Neden hüsrana mahkum olmuştur bunlar? Neyi kaybetmiştir bunlar? Sermayelerini kaybettiler. Allah’ın dünyada kendilerine ver-diği akıl, iman, zaman sermayesini kaybettiler. Âhiretteki hayatlarını kaybettiler. Allah’ın kendilerine verdiği fıtratlarını kaybettiler. Allah’ın kendilerine lütfettiği gözlerini, kulaklarını, akıllarını kaybettiler. Güçlerini, imkânlarını boşa harcadılar. Ömürlerini boşa harcadılar. Çünkü bunların tümünü Allah’ın istemediği yerde kullandılar. Allah için harcanmayan, Allah için kullanılmayan her şey boşa gitmiştir. İşte boşa giden bir hayatın sonunda âhirette de hüsran onları kucaklayacaktır.