Teğabûn Suresine Dön

Teğabûnالتغابن

15. Ayet

15Teğabûn Suresi

اِنَّمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌۜ وَاللّٰهُ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ

Mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir. Allah ise katında en büyük mükâfat olandır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

15. “Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Büyük ecir ise Allah katındadır.” “Muhakkak ki ey mü’minler, mallarınız ve çocuklarınız da sizin için bir fitne, bir imtihan konusudur. Unutmayın ki en büyük ecir, en büyük mükâfat ta Allah yanındadır, Allah katındadır.” Velîmizin, vekilimizin bizim adımıza iki dikkat çekmesiyle, iki uyarısıyla karşı karşıyayız. Bu uyarının ilkinde eşlerimizin ve çocuklarımızın bize düşman oldukları anlatıldı, ikincisinde ise mallarımızın ve çocuklarımızın bizim için bir deneme, bir imtihan, bir fitne olduğu anlatıldı. Ama hemen uyarılarının devamında kendisinin Gafur ve Rahîm oluşu, büyük ecirlerin katında oluşu gündeme geldi. Yani büyük mükâfatın hanımlarımızın, çocuklarımızın yanında değil, mallarımızın-mülklerimizin yanında değil, Allah yanında olduğunu öğrendik. Velîmizin beyanına göre eşlerimiz ve çocuklarımız bize düşmandır. Peki ne yapacağız? Nasıl anlayacağız bunu? Kaçacak mıyız onlardan? Kovacak mıyız onları? Böyle bir şeyi nasıl yapabiliriz?! Çünkü onlar bizim her şeyimiz. Onlarsız bir hayatı nasıl düşünebiliriz? Allah bizi böyle yaratmış. Bir erkeği kadına, kadını da erkeğe muhtaç yaratmış. Evlilik yasasını O koymuş. Eşlerimizi nefsimizden yaratmış ve onlarla evlenmeyi O emretmiştir. Bizim onlarda, onların da bizde sükûna ererek, doyuma ulaşarak Rabbimize rahat kulluğa yönelebileceğimiz anlatılmıştır. Evlenmenin sonucunda oğullar, kızlar veren de Allah’tır. Allah vermedikçe bir insanın asla bunlara ulaşması mümkün de değildir. Toptan yaratırdı Rabbimiz bizi ve biz, kim kimin karısı, kızı? Kim kimin oğlu, babası, bilemezdik. Ama Rabbimiz öyle yapmamış. Bizi baba, ana, karı, koca, evlât şeklinde yaratmış. Yani bu yasayı kendisi böylece belirleyen Rabbimiz şimdi bize diyor ki, “eşleriniz, çocuklarınız size düşmandır.” Peki nasıl anlayacağız bunu? Eğer bunlar Rabbimize kulluk adına geldiğimiz, getirildiğimiz bu dünyada, bu imtihan salonunda eşlerimiz ve çocuklarımız Allah’a kulluk yolumuzda önümüze engeller, bizim esas gâyemiz olan kulluğumuza ayak bağı, cennetimize mâni olmaya başlamışlarsa, işte o noktadan itibaren bilelim ki onlar bizim düşmanımızdır. Eğer hanımlarımız ve çocuklarımız, kocalarımız ve çocuklarımız bizi Allah’a isyana, bizi kulluktan uzaklaşmaya ve cehenneme doğru götürmeye başlamışlarsa, kesinlikle bilelim ki işte o zaman onlar bizim düşmanlarımız-dır. Eğer biz kendi kendimizi hayırdan şerre, kulluktan isyana, cennetten cehenneme doğru götürmeye başlamışsak, kesinlikle bilelim ki biz kendi kendimizin düşmanı olmaya başlamışız demektir. İşte görüyoruz. Allah’a kulluk yolunda yürüyen mü’min bir kocaya aksi istikâmette yürüyen karısı ve çocukları veya Allah’a itaate yönelmiş mü’mine bir kadına, aksi istikâmette yürüyen kocası ve çocukları büyük engeller ve problemler çıkarabilmektedir. Genellikle Allah’a kulluğu birinci plana almış, dünyayı, dünya ikballerini, dünya zevk ve sefasını ikinci plana atmış bir erkeğe karşı hanımı ve çocukları büyük bir talihsizlik olarak bakarlar. Öyle ki, kocalarını, babalarını cehenneme gönderme pahasına da olsa bu dünyada kendilerine refah ve zenginlik içinde bir dünya sunmasını beklerler. Yine Allah’a kulluğu birinci plana çıkarmış pek çok mü’mine hanımın kocaları ve çocuklarının onların hayatlarını zindan ettiklerini görüyoruz. Allah için bir cihada çıkacak kocaların önünde en büyük engel, hanım ve çocuklardır. İşte Rabbimiz bu konuda bizleri uyardıktan sonra buyurur ki: “Eğer siz onları affeder, müsamaha ile muamelede bulunur, onları Allah çizgisine çekmeye çalışır, eğitme yoluna gider, hem kendi yolunuz, kendi kulluk programınızla onları tanıştırır, barıştırır, hem de Allah’la aralarını düzeltirseniz, onları Allah’a iyi kullar, cennete iyi aboneler yapabilirseniz, bunun kavgasını verirseniz, kesinlikle bilesiniz ki Allah sizi de bağışlayacak, eşlerinizi ve çocuklarınızı da bağışlayacaktır.” İkinci âyette de Rabbimiz, “mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir fitne, bir imtihan konusudur,” diyor. Varlığıyla-yokluğuyla, azlığıyla-çokluğuyla bilelim ki mallarımız-mülklerimiz, oğullarımız- kızlarımız bir denemedir, bir imtihandır. Rabbimiz bu verdikleriyle bizi sürekli denemektedir. Mallarımız-mülklerimiz, oğullarımız-kızlarımız konusunda cennete gidebilmenin hesabını güzel yapmak zorundayız. Eğer bir imtihan sebebiyle bize verilen mallarımız ve çocuklarımızla ilişkilerimizi Allah’ın istediği biçimde ayarlayamaz ve onların altında ezilirsek, dünya bize hakim olursa, bu sahip olduklarımız bize Allah’ı, ahireti, Allah’ın hesabını unutturursa, Allah korusun bu imtihanı kaybettik demektir. Yani bu Rabbimizin bize verdiklerini imtihan sebebi bilmez de, mutlak gâye olarak görmeye başlarsak kaybetmişiz demektir. Ama bütün bu sahip olduklarımızı bize bir imtihan sorusu olarak Allah’ın verdiğinin bilinci içinde onları Allah’a kullukta kullanmayı becerebilirsek, eşimizi, oğlumuzu, kızımızı Allah’ın istediği bir yöne yönlendirebilirsek, işte o zaman imtihanı kazanmışız demektir. Eşimizle, malımızla, oğlumuzla, kızımızla Allah’a itaate ve cennet kazanmaya yönelebilirsek, unutmayalım ki Allah’ın öbür taraftaki mükâfatı çok büyük olacaktır.