1. “Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;” Güneş dürüldüğü zaman. Güneşin defteri dürüldüğü, işi bittiği zaman. Güneşin güneşliği bitirildiği, fonksiyonu ve varlığı yok edildiği zaman. Hani doğsun da işe başlayalım. Az yükselsin de dükkanı açalım, işimize aşımıza başlayalım. Tepede olsun da namazımızı kılalım. Yemeğimizi yiyelim. Batsın da yatalım. Yaksın da denize gidelim. Çok bekledim. İki ay sonra vereceğim. Üç gün sonra kavuşacağım dediğiniz, işlerinizi, zamanlarınızı kendisine göre ayarladığınız gün, güneş var ya, bir gün gelecek, yok olacak işte o. Bir gün gelecek defteri dürülecek o güneşin. O halde yarın yok olacak bir şeye hayatın tümünü vermeye ne gerek var? Dürülecek, işi bitecek bir gün onun. Tekvîr-i şems hem sarık sarar gibi veya bohça dürer gibi dürme anlamına, hem de Türkçe’mizdeki kürümek anlamına gelir. Bir gün gelecek, Rabbimiz güneşi dürüverecek. Artık ışık göndermez, ısı yollamaz olacak güneş. Ya da tümüyle onun cirmini, fiziğini kürüyüp ortadan kaldıracak Allah. Zaten güneş bizim dünyadaki kulluğumuz, imtihanımız adına vardı ve bizim dünyadaki imtihanımızın bitip de imtihan sonuçlarının okunma döneminde gelindiğinde var ettiği güneşini yok ediverecek Rabbimiz. Kâinatın kalbi mahiyetindeki güneşi kâinattan çekip alınca da tıpkı kalbi durmuş bir insan bedeninin organlarının patır patır döküldüğü gibi güneş sistemine bağlı tüm gezegenler de çekimlerini kaybederek, imamesi kopmuş tesbih taneleri gibi patır, patır dökülecekler. Neptün, Plüton, Merkür, Venüs gibi tüm gezegenlerin de dengesi bozulacak.