109. “Yapısını, Allah'tan sakınmak ve O'nun hoşnutluğuna ermek için yapan kimse mi daha hayırlıdır; yoksa, yapısını kayacak bir yar kıyısına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden kimselere doğru yolu göstermez.” Binasının temelini Allah rızası, Allah hoşnutluğu üzerine ku-ran kimse mi daha hayırlıdır? Yoksa binasının temelini hemen gö-çüverecek bir yarın kenarına kurup kendisi de onunla birlikte göçüp sonunda cehenneme yuvarlanıp giden bir kimse mi hayırlıdır? Allah asla zâlimleri hidâyetine eriştirmez, zâlimleri başarıya ulaştırmaz. Evet çok hoş bir misalle konuyu gözlerimizin önüne seriyor Rabbimiz. Binasının temelini takva üzerine, Allah’a kulluk, Allah’a teslimiyet esasları üzerine bina eden bir adam, hayatını Allah için ya-şamaya karar veren, Allah’a kulluğunun bilinciyle Allah koruması altı-na giren bir adam var. Bir de Allah’tan, Allah’ın âyetlerinden, Allah’ın gönderdiği hayat programından habersiz kendi kendine program yaparak, kendi hevâ ve hevesleriyle bir dünya kurmaya çalışan bir adam var. Şimdi bu iki adamdan hangisi daha hayırlıdır? Elbette hayatını Allah bilgisine, Allah dinine, Allah yasalarına, Allah rızası ve hoşnutluğuna bina eden adam daha hayırlıdır. Çünkü Allah bilgisi, Allah yasaları, Allah rızası ve hoşnutluğu son derece sağlam ve güvenilir bir zemindir. Zemin sağlam olunca, temel sağlam olunca bu bina asla yıkılmayacaktır. Takva ve Allah’a kulluk esasına istinat eden bütün işler sağlamdır. Amel Allah’a kulluk esasına, takva esasına bağlı yapılmışsa hayırlıdır, boşa gitmeyecektir. Konuşma Allah için, Allah’ın hoşnutluğu için yapılmışsa hayırlıdır, boşa gitmeyecektir. Ticaret, siyaset, hukuk, ekonomi, evlenme, boşanma, kazanma, harcama takva ve Allah’ın hoşnutluğu esasına bağlıysa hayırlıdır, boşa gitmeyecektir. Allah’a dayanılarak yapılan hiç bir şey boşa gitmez. Çünkü Allah sağlamdır, Allah bâkîdir, Allah uyumaz, Allah uyuklamaz, Allah gaflet etmez, Allah unutmaz, Allah hiç bir ameli zâyi etmez. Ama hayat, ameller, işler, eylemler takvaya ve Allah’a kulluk esasına bağlı değilse, Allah’ın hoşnutluğuna müstenit değilse onların tamamı bir dere kenarında, bir yar kenarında sular tarafından altı oyulmuş göçmek üzere olan bir toprak uzantısı üzerinde kurulmuş binalara benzer. Normal sağlam bir zemin değildir orası, altı oyulmuştur, yıkılmak üzeredir. Böyle bir yere bina kuran ve içinde oturan bir adamın durumu nedir? Çok kısa bir sürede bu bina yıkılacak ve içindekiyle birlikte cehenneme yuvarlanıp gidecektir. İşte Rabbimiz buyurur ki Allah’a kulluğa dayanmayan, takvadan kaynaklanmayan tüm ameller, tüm eylemler, tüm hayat altı oyulmuş bir yarığın üzerine bina edilen binaya benzer. Öyleyse yapacağımızı sadece Allah için yapalım. Hayatımızı Allah için yaşayalım. Hayatımızı Allah rızasına, Allah bilgisine bina edelim. Hayatımızı Allah beğenisine sunalım. Allah’ın hoşnutluğunu her şeyin üstünde tutalım. Hayatımızı Allah’ın gösterdiği zemin üzerine bina edelim. Allah’a takvaya ve Allah’ın rızasına temellendirelim. O zemin sağlamdır. O zemin yıkılmayacaktır. Ama unutmayalım ki Allah’tan başka herkes ve her şey ölecektir, fânî olacaktır, yıkılacaktır bir gün. Allah’tan başkaları için, Allah’tan başkalarının hatırı için bir şey yapmayalım. Allah’tan korkar gibi Allah’tan başkalarından korkmayalım. Hayatımızı Allah’tan başkalarının arzularına bina etmeyelim. Unutmayalım ki böyle Allah kendisinden başkaları için bir hayat yaşayarak zulmeden topluluğa asla hidâyet etmez. Unutmayalım ki Allah kendilerini Allah’a takva ve kulluk ortamından uzaklaştırıp başkalarına kulluk ortamında bulunduranları asla başarıya ulaştırmaz. Çıkış bulamaz böyleleri. Hayatları, amelleri, binaları asla öbür tarafa intikal etmez. Binalarıyla birlikte, yaşadıkları hayatlarıyla birlikte cehenneme yuvarlanıp gidecekler bu insanlar.