115. “Allah, bir milleti doğru yola eriştirdikten sonra, sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça, sapıklığa düşürmez. Allah şüphesiz her şeyi bilir.” Allah hidâyete ulaştırdığı bir toplumu asla dalâlete düşürecek değildir. Ta ki onların sakınmaları gereken şeyleri onlara açıklamadıkça. Yâni burada önceki uygulamalarından ötürü mü’minlerin kınanmadıklarına şahit oluyoruz. Daha önceden mü’minler akrabalarından haklarında dua ve istiğfar caiz olmayanlar için dua ve istiğfarda bulunuyorlardı. Rabbimiz mü’minleri bu yasa öncesi yaptıklarından ötürü kınamadı. Çünkü onlar bunu bu yasanın nüzûlünden önce yap-mışlardı. Rabbimiz önceki hatalarından dolayı onları hesaba çekme-yeceğini müjdeliyor. Rabbimiz neyin yasak neyin değil olduğunu açıklamadıkça, nelerden sakınılması gerektiği ortaya koymadıkça onları asla dalâlete düşürmez. Eğer bizler de şu ana kadar bu yasayı bilmeden önce ters davranışlarda bulunmuşsak, şu andan itibaren vazgeçeceğiz. Bizler de şu anda Rabbimizin bu metodunu anlamak ve kullanmak zorundayız. Yâni insanlara nelerden sakınmaları gerektiğini, hangi amellerden uzak durmaları gerektiğini bildirmeden, açıklamadan, hangi hareketin küfür olduğunu, hangi davranışın ve inanışın şirk olduğunu, nelerin serbest, nelerin yasak olduğunu açıkça bildirmeden insanları hemen suçlamaya gitmeyeceğiz, onları dalâlette kabul etmeyeceğiz, şirkle, küfürle itham etmeyeceğiz. Hemen o insanları tekfir etmeye kalkışmayacağız. Bakın daha önceden bu münâfık ve kâfir olarak geberip gidenler hakkında dua ve istiğfarda bulunmak bir küfürdü. Bu asla peygamberlere ve müslümanlara yakışmayan bir davranıştı. Ama daha önceden Rabbimiz bunu onlara açıklamadığından dolayı onları bu konuda mazur gördü. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir. Kimin hangi niyetle ne yaptığını ve sonunda eline ne geçeceğini en iyi bilen Allah’tır.