122. “İnananlar toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı? Ki böylece belki yanlış hareketlerden çekinirler.” Öyleyse mü’minlerin toptan savaşa çıkmaları gerekmez. Tüm-den öne fırlamaları gerekmez. Onlardan her bir topluluktan bir grup savaşa çıktığında dinde derin bir kavrayış elde etmek, tefekkuh etmek, Allah’ın dinini en güzel bir şekilde öğrenip kavimleri kendilerine döndüğü zaman onları uyarmak için kimileri geride kalabilir. Böylece onlar dinde Allah’ın muradını kavrayıp yanlış hareketlerden sakınmış olurlar. Evet mü’minlerin tamamının toplu olarak savaşa katılmaları gerekmez. Her bir gruptan, kabileden, şehirden, köyden, kasabadan bir grup geri kalsın. Niye kalacaklar bunlar? Dini öğrenmek, dinde derinleşmek için. Ümmetin eğitim, öğretim faaliyetlerini yürütmek için. Savaşa gidenler geri döndüklerinde onları bu bilgilerle bilgilendirmek, onları uyarmak için. Anlaşılan budur. Yâni bir bölüm kendilerini ilme adayıp savaşa gitmeyecek. Âyetlerin, hadislerin inceliğine vakıf olacaklar ve toplumlarını bununla uyaracaklar. Savaşa gidenlerin savaş sebebiyle mahrum kaldıkları ilmi onlara ulaştırsınlar. Çünkü savaş için, barış için, her şey için ilim şarttır. İlimsiz hiç bir şey yapılamaz. Veya bunun bir başka anlamı da şöyle olacaktır: İslâm’ın hızla yayıldığı dönemlerde ülkeler fethedildi ve hızla toplumlar İslâm’a girdiler. Tabii toplu olarak böyle müslüman olan insanlardan pek çoğu girdikleri bu yeni dini tanımıyorlardı. Bunlar Medine’ye geliyorlar ve İslâm’ı öğrenmeye çalışıyorlardı. Rabbimiz de buyurdu ki insanlardan bir kısmı Medine’de kalıp böyle dini tanımak isteyenlere dini öğretsinler buyuruyor. Yâni ey müslümanlar nasıl kâfirlerle savaşmak zorun-daysanız aynı şekilde cehaletle de savaşmak zorundasınız. İslâm’ın önündeki en büyük engel cehalettir. Dün de bugün de İslâm’a düşman olanların düşmanlık sebebi cehalettir, bilgisizliktir. Cehaleti yen-mek ülkeleri fethetmekten çok daha zordur. Müslüman olup da bu işin ilmine vakıf olamayan nice toplumlar nice cahili anlayışlarını Allah’ın dinine sokup bidat ve hurafeler peşinde bir hayat yaşamışlardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. İşte önemine binaen müslümanlardan bir grup da bu işi üzerine alacaktır buyuruyor Rabbimiz.