Tevbe Suresine Dön

Tevbeالتوبة

2. Ayet

2Tevbe Suresi

فَس۪يحُوا فِي الْاَرْضِ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مُخْزِي الْكَافِر۪ينَ

(Bundan böyle) yeryüzünde dört ay (istediğiniz gibi) gezip dolaşın. (Fakat şunu da) bilin ki Allah’ı aciz bırakamazsınız. Ve şüphesiz ki Allah, kâfirleri rezil rüsva edecek olandır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

1,2. “Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı âciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkârcıları rezil edeceğini bilin.” Evet bu sûre, bu âyetler müşriklerden kendileriyle ahit yap-tıklarınıza, anlaşma imzaladıklarınıza Allah ve Resulünden kesin bir ihtardır, bir uyarıdır, bir ültimatomdur, bir ilişik kesme ilânıdır. Onlarla tüm ilişkilerinizin kesildiğinin, tüm anlaşmalarınızın ilga edildiğinin notasıdır bu. Rabbimiz sûrenin bu ilk âyetiyle Rasulullah ve Müslü-anların müşriklerle aralarında gerçekleştirdikleri tüm anlaşmaları feshetti. Tüm ilişkileri ilga etti. Hani Enfâl sûresindeki müşriklerle yapılan anlaşmaların feshi açıkça ilân edilip karşı tarafa bilgi verilmeden onlara karşı savaş açmanın caiz olmadığını öğütlüyordu ya, işte bu âyetiyle de Rabbimiz bu feshin açıkça ilânını yapıverdi. Ey müşrikler, artık bundan sonra, bu ültimatomdan, bu fe-sihten, bu ayrışmanın deklaresinden sonra yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Ve ne yaparsanız yapın Allah’ı âciz bırakamayacağınızı unutmayın. Allah’ın mutlak sûrette Kâfirleri rezil rüsva edeceğini bilin. İşte bu size Allah ve Resulünden bir ültimatomdur. Allah’ın Resulü bu âyetler nâzil olunca hemen daha önce hac emiri olarak Mekke’ye gönderdiği Ebu Bekir’in arkasından Hz. Ali efendimizi göndererek bu âyetleri, bu ültimatomu orada herkese tebliğ etmesini emretti. Hac mevsimi olduğu için bu âyetlerin herkese duyurulması daha çabuk ve kolay olacaktı. Hz. Ali efendimiz orada İslâm’ın mutlak egemenliğini, şirkin ve küfrün yok sayıldığını herkese ilân etti. Bundan böyle size dört ay daha serbest dolaşım izni tanınmıştır. Ama bilesiniz ki artık asla Allah’ı ve Resulünü atlatamayacaksınız. Bundan böyle artık önceden yaptığınız gibi Allah ve Resulüyle yaptığınız anlaşmalara ihanet edemeyeceksiniz. Bundan sonra artık müşrikler ya Allah desteğindeki mü’minlerle bir var oluş yok oluş savaşını göze alacaklar, bir savaş hazırlığı içine girecekler, ya İslâm egemenliğinin ilân edildiği o bölgeyi, o ülkeyi terk edip gidecekler, ya-hut da Allah ve Resulüyle savaşımlarından vazgeçip akıllarını başlarına alıp Müslüman olacaklar. Böylece hem dünyalarını, hem de âhi-retlerini kurtarmış olacaklar. Bunların dışında başka bir seçenekleri kalmıyordu. Haydi buyurun dört ay daha serbestçe gezip dolaşın. Bu süre içinde bizden size bir zarar dokunmayacaktır. Size düşünüp karar verebileceğiniz bir süre tanınmıştır. Ama şunu kesinlikle bilesiniz ki artık eski itibarınızı korumanız imkânsızdır. Eğer inkârda, küfür ve şirkte, Allah’a yetki sınırlaması getirip, Onun yetkilerini kendinizde görmeye devam ederseniz kesinlikle bilesiniz ki Allah sizi onursuzluğa, zillete, horluğa, alçaklığa mahkum edecektir. İman onurunu kabullenmezseniz Allah sizi utanç içinde bırakacaktır. Gelin kendi kendinizi onursuz bırakıp kendi kendinize hakaret etmeyin. Gelin kendi kendinize yabancılaşıp kendi kendinize saygısızlık yapmayın. Gelin hem Allah’la, hem de kendinizle bir güvenlik, bir barış anlaşması içine girin. Artık Allah’ın dini egemen olmuş ve Kâfirlerde ve müşriklerde savaşacak bir güç de kalmamıştı. Rabbimizin rahmeti ve hikmeti gereği onlara iman etmeleri için tanıdığı süre de tamamlanmıştı. Geri kalan bu dört aylık süre de yine savaşacaklarsa hazırlık yapabilecekleri, ya da araştırıp iman edeceklerse buna imkân verecek bir süreydi. İşte Rabbimiz onlara bu fırsatı da lütfediyordu.