43. “Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin?” Allah’ın Resulü Tebûk seferinden kaçabilmek için asılsız bahaneler öne sürerek kendisini aldatmaya çalışan bir kısım münâfıkların özürlerini kabul ederek onların bu savaştan geri kalmalarına izin vermişti de peygamberinin bu davranışını beğenmeyen Rabbimiz hemen onu uyarıvermiştir. Yâni onun bu davranışını, bu içtihadını onaylamadığını ortaya koyuverdi. Allah seni affetsin! Allah senin hayrını versin ey peygamberim! Niye böyle yaptın? Savaştan kaçmak için sana özür beyanında bulunan bu insanların özürlerinin doğruluğu, yalancılığı açığa çıkmadan, bu konuda bir araştırma yapmadan niye izin verdin onlara? Sakın bir daha böyle yapma! diyerek uyarıverdi Rabbimiz onu ve bu davranışını onaylamadı. Çünkü eğer Rasulullah efendimiz kendilerinin mâzeretlerini kabul etmeyerek, onlara savaştan geri kalma izni vermeyerek onlar geri kalmış olsalardı elbette onların nifakları açığa çıkacaktı. Böylece Allah için bir fedâkarlık anlamına gelen savaş, mü’minle münafığı ayırıcı en büyük bir imtihan olacaktı. Tebûk seferinin hazırlıklarının başladığı günlerde insanlardan gelip mâzeretler ileri sürerek Rasulullah efendimizden izin isteyenler oluyordu. Ey Allah’ın Resulü işte şu şu işlerimiz var, şu şu mâzeretlerimiz var, bizi bu işten mazur gör diyorlardı. Bizi affet, bizi bağışla biz bu sefere katılamayacağız. Rasulullah efendimiz de her mâzeret beyan edene izin vermişti. Rabbimiz buyuruyor ki ey peygamberim, keşke öyle yapmayıp da biraz bekleseydin. Bekleseydin de gerçekten mâzereti olanlarla olmayanlar bir açığa çıksaydı. Rabbin gerçekten inananlarla münâfıkların açığa çıkması için böyle bir imtihan açmıştı. Tabii ki Rasulullah efendimizin merhametine sığınarak böyle bir savaştan yan çizmeye çalışanları oldukları hal üzere bırakacak değildi Allah. Elbette onları tek tek ortaya çıkaracaktı Rabbimiz. Bakın bundan sonraki âyetinde kimlerin izin isteyip kimlerin asla isteyemeyeceğini şöylece açıklıyor Rabbimiz.