44,45. “Allah'a ve âhiret gününe inananlar, mallarıyla, canlarıyla savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir. Ancak Allah'a ve âhiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.” Allah’a ve âhiret gününe gerçekten iman edenler, malları ve canlarını ortaya koyarak Allah yolunda cihaddan kaçmak için asla senden izin istemezler. Allah’a, Allah’ın istediği gibi iman edenler ve bir gün bu dünyada yaptıkları her şeyin hesabını vereceklerinin bilincinde olanlar, Allah yolunda bir cihaddan geri kalmak için asla izin istemezler. Çünkü zaten Allah’a iman Allah’ın hayata karıştığına imandır. Allah’a iman onun hayat programı gönderdiğine imandır. Allah’a iman ondan gelen cihad emrine imandır. Allah böyle kendisine, kendisinin istediği gibi iman eden, kendi yolunda cihad eden muttaki kullarını bilmektedir buyurarak Rabbimiz cihadla takva arasında bir ilişkiyi vurguluyor. Cihad bir Müslümanın kalbindeki takvanın açığa çıkmasıdır. Cihad takvanın alâmetidir. Allah o muttakileri bilmektedir. Allah’ın rızasını ve âhiret günündeki mükâfatlarını kazanabilmek için vesileler arayan, bunun için de cihada koşan kullarını çok iyi bilmektedir Allah. Zaten işte bu âyet-i kerîmesinde Rabbimiz rızasını kazanmada en büyük vesilenin kendi yolunda cihad olduğunu açıkça haber vermektedir. Mâide sûresinin 35. âyeti bunu daha açık anlatıyordu. Evet Allah o muttakileri bilmektedir. Onların değerlerini bilmektedir. Onlara nasıl mükâfatlar lütfedeceğini çok iyi bilmektedir. Ancak senden yalnızca Allah’a ve âhiret gününe inanmayan, kalplerine iman yerleşmemiş, kalpleri şüpheye kapılmış, imanlarında şüpheye düşmüş kimseler izin isterler. Allah’a güvenleri olmayan, Allah’ın kendi yolunda savaşan kullarına yardımına güvenmeyen, âhiret konusunda, cennet konusunda hep bir şüphe içinde olanlar ancak senden izin isterler. Yâni inanmadıkları halde iman gösterisinde bulunan münâfıklar, ancak cihaddan kaçmak için senden izin isterler. Âhirete ve cennete inanmayan insanların Allah için bir savaşı, bir fedâkarlığı göze almaları asla mümkün değildir. Onların ne Allah yolunda mal harcamaları, ne de canlarını ortaya koymaları mümkün değildir.