Tevbe Suresine Dön

Tevbeالتوبة

52. Ayet

52Tevbe Suresi

قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَٓا اِلَّٓا اِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِۜ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ اَنْ يُص۪يبَكُمُ اللّٰهُ بِعَذَابٍ مِنْ عِنْدِه۪ٓ اَوْ بِاَيْد۪ينَاۘ فَتَرَبَّصُٓوا اِنَّا مَعَكُمْ مُتَرَبِّصُونَ

De ki: “Bizim başımıza gelmesini gözetleyip durduğunuz şey, (şehadet ve zafer gibi) iki güzellikten başka bir şey midir? Oysa biz, Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size azap edeceğini gözetliyoruz. Gözetleyip durun (bakalım)! Hiç şüphesiz, biz de sizinle beraber gözetleyip durmaktayız.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

52. “De ki: “Bize iki iyilikten, gazilik ve şehitlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz Allah'ın kendi katından veya elimizle, sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz, doğrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.” Bu zavallılara de ki ey peygamberim, ey münâfıklar sizler bizim hakkımızda iki iyilikten başka bir şey mi bekliyorsunuz? Gazilik ya da şehadetin dışında başka bir şey mi bekliyorsunuz? Başka değil bizler Allah için çıktığımız bir savaştan ya gazi olarak, ya da şehit olarak döneriz. Allah yolunda olduğumuz sürece bizim için bunların her ikisi de hayırlıdır. Bizim için kayıp diye bir şey yoktur. Biz şehit ol-sak da galibiz, mağlup olsak da, muzaffer olsak da. Çünkü bizim ha-reket noktamız Allah’ın rızasıdır. Biz yaşasak da Allah’ın kullarıyız ölsek de. Allah yolunda olduğumuz sürece cennet bizimdir. Bekleyin, sizinle beraber ben de bekliyorum. Bekleyelim ve âkıbeti görelim. Hep beraber göreceğiz sonucu. Siz mi haktasınız, yoksa bizler mi haklıyız. Allah yolunda savaşanlar, Allah yasalarıyla hareket edenler mi kazanacak yoksa sizler mi? Allah yasaları mı hak mış, yoksa sizin sarıldığınız küfür yasaları mı?Yakında göreceğiz. Bakın Allah’ın elçisi ne kadar rahat ve kendisinden emin bir tavır ser-giliyor münâfıklar ve kâfirler karşısında. Müslüman gerçekten Müslüman’sa o yolundan emindir. Yolunun doğruluğundan kesin emindir ve huzur içindedir. Evet dün olduğu gibi şu anda da bir bekleyiş var. Kâfirler de bekliyorlar, Müslümanlar da bekliyorlar, münâfıklar da bekliyorlar. Onlar da bir bekleyiş içindeler, bizler de. Bakalım görelim Allah ne yapacak? Yakında onlar da görecekler, bizler de göreceğiz. Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Meselâ bir Nuh (a.s) kendisine iman eden beş on Müslüman’la birlikte kâfirlere karşı 950 yıl beklemiş. Hûd (a.s) süper bir güç karşısında bir avuç garibanlarla bekledi. Sâlih (a.s) Semûd’un güçlü kuvvetli zâlimlerine, kâfirlerine karşı bir avuç Müslüman’la bekledi. Lut (a.s) sadece kendisine inanmış iki kızıyla bekledi. İbrahim (a.s) büyük zâlim Nemrut tarafından ateşe atılana kadar bekledi. Musâ (a.s) azgın Firavunun denizde gebertilişine kadar bekledi. Muhammed (a.s) Allah’ın yardımı gelene kadar bekledi. Şu anda biz de bekliyoruz bizim karşımızdaki kâfirler de bek-liyorlar. Bekleyelim bakalım Rabbimiz ne edecek? Ne gösterecek?. Onlar bizim için sadece şehâdet veya gazi olmayı bekliyorlar, ama biz onlar için, ya bizim ellerimizle ya da bizzat Rabbimiz tarafından kesin bir helâk bekliyoruz.