86,87. “Allah'a inanın ve peygamberinin yanında savaşın” diye bir sûre inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve “Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım” derler. Geri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Kalpleri kapanmıştır, bu yüzden anlamazlar.” Eğer onlara Allah’a Allah’ın istediği gibi iman edin, Allah’a, Allah’ın kitabının ve Resulünün tarif ettiği şekilde iman edin ve bu imanlarınızın gereği olarak, bu imanlarınızın görüntülenmesi olarak Allah elçisinin yanı başında savaşın diye bir sûre indirilse onlardan imkân sahipleri, servet sahipleri, ekonomik güç sahipleri sizden izin isterler. Bizi bırak ey peygamber de şu evlerinde oturanlarla birlikte bizler de oturalım derler. Evlerinden, barklarından, bağlarından, bahçelerinden, fabrikalarından, bürolarından, zevklerinden, eğlencelerinden ayrılmak onlara zor geliyor. Geri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oluyorlar. Kendilerine göre bir takım bahaneler uyduruyorlar. Bir takım mâzeretlerin arkasına saklanıp Allah yolunda bir savaştan geri kalmak, muaf tutulmak istiyorlar. Tabii o anda yaptıklarına da meşru kı-lıflar uydurmaktan da geri durmuyorlar. Efendim, bizler şu anda üm-met için çok faydalı işlerle uğraşıyoruz. Eğer şu bizim fabrikamız ol-masa, bizim paralarımız olmasa siz ne yapardınız? Hep bizim pa-ralarımızla, bizim desteklerimizle yürümüyor mu bu hizmetler? Eğer bizler de bu fabrikalarımızı, bu iş yerlerimizi bırakıp sizinle gidersek, bizim bu para kazanma imkânlarımız bitiverirse haliniz perişan olur sizin. O halde bizi bize bırakın. Biz işimize aşımıza, para kazanmamıza bakalım, siz gidin savaşa da, biz arkanızdan sizi destekleyelim diyorlar. Savaştan kalıp işlerinin başında oldukları zaman hattâ daha büyük sevaplar kazanacaklarına inananlar vardır. Evet varlık sahipleri böyle yapıyorlar. Varlıklı yaşamaya alı-şanlar mahrumiyetleri göze alamıyorlar. Tarih boyunca hep böyle olmuştur. Tüm peygamberlerin dâvetine ilk karşı çıkanlar hep halkın gelirlerinin kaymağını yiyen varlıklı, şımarık Mele’ ve mütraf grubu, egemenlik sahipleri olmuştur. Halk üzerinde haksız hak sahibi olanlar olmuştur. Rahatlarından fedâkarlığa yanaşmayanlar olmuştur. Onlar savaştan geri kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Onların kalpleri mühürlendiği için de peygamberin kendilerini çağırdığı gerçekleri anla-yamaz olmuşlardır. Dünyayı yeterli gördükleri için, dünyayla cennetin mukayesesini yapma ince kavrayışından mahrum olmuşlardır. Onlar böyle isteyince de Rabbimiz tercihlerini onaylayıp onların kalplerini mühürleyivermiştir de anlamaz bir kavim olmuşlardır.