Tevbe Suresine Dön

Tevbeالتوبة

8. Ayet

8Tevbe Suresi

كَيْفَ وَاِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا ف۪يكُمْ اِلًّا وَلَا ذِمَّةًۜ يُرْضُونَكُمْ بِاَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبٰى قُلُوبُهُمْۚ وَاَكْثَرُهُمْ فَاسِقُونَۚ

Evet, nasıl olabilir ki? Şayet size üstün gelecek olsalar ne bir akrabalık bağı ne de (verdikleri bir) sözü tanırlar. Ağızlarıyla sizi hoşnut ederler, ama kalpleri karşı çıkar. Onların çoğu fasıktır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

8. “Nasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahid gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar; çokları fâsıktırlar.” Nasıl olabilir ki? Düşmanlarınızın size galip gelmeleri halinde size karşı ne bir yakınlık, ne bağlayıcı bir yükümlülük, ne anlaşma-dan dolayı bir sorumluluk yüklenmemişken bundan başka nasıl olabilirdi ki? Evet onlar size karşı galip gelip egemen olsalardı ne akraba-lık hukukuna riâyet ederler, ne de size karşı verdikleri sözlerine riâyet ederlerdi. Onlar sadece sizin karşınızda zayıf ve mağlup bir konum-da oldukları sürece sizlerle anlaşma yaparlar. Sizin karşınızda güçlü bir konuma geldikleri anda sizin kökünüzü kazımaktan başka bir şey düşünmezler. Eğer siz onlara galip gelirseniz kalpleriyle istemedikleri güzel sözlerle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Kalplerinin gizlediklerinin aksine ağızlarıyla sizi memnun etmeye çalışırlar. Yâni sizler böyle hiç bir sorumluluk taşımayan, sözleri olmayan, sözlerinde durmayan kimselerle başka türlü nasıl ilişki içine girebileceksiniz de? Böyle insanlarla insanca ilişkilere girmenin ahlâkî bir zemini yoktur. Palazlandıkları andan itibaren tüm ahidlerini, tüm sözlerini, tüm andlaşmalarını yiyen bu adamlarla başka türlü ilişki mümkün değildir. Ahlâk diye bir şey yok adamlarda. Onların çoğu yoldan çıkmış fâsık kimselerdir. Allah’ın fıtratlarına koyduğu insanî ve ahlâkî melekeleri kaybederek adamlıktan çıkmış kimselerdir onlar. Evet insanları insan yapan, insanları sözlerinde durmaya götüren, ahidlerine sadık davranmaya mecbur eden şey; imandır, âhiret endişesidir. Cennet ümidi ve cehennem korkusudur. Bütün bunlara inanmayan bir Kâfirden böyle bir sadâkat beklenir mi? Bir gün yaptıklarından dolayı hesaba çekileceğine inanmayan insandan ahde vefa beklenir mi? Peki bu adamların böyle küfür ve şirk içinde bir hayattan yana olmalarının, ahde vefa etmemelerinin, sözlerinde durmamalarının sebebi neymiş? Niye böyle bir hayattan yanalarmış bunlar?