91. “Güçsüzlere, hastalara ve sarf edecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve peygamberlerine bağlı kaldık-ları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” Güçsüzlere, zayıflara, hasta olanlara, infak edecek bir şey bulamayanlara ki bunlar Allah ve Resulüne bağlılıklarını sürdükleri müddetçe bir sorumluluk yoktur. Peki bunlar Allah ve Resulüne bağlı olduklarını nasıl gösterecekler? Bunu nasıl ispat edecekler? Kendileri zayıf, hasta, yatalak, kör, topal oldukları için istedikleri halde cihada gidemiyorlar ama etrafındakileri cihada teşvik ediyorlar. Ne duruyorsunuz? Haydi, Rasulullah’ın dâvetine koşun oğlum, torunum, amcam, babam. Vallahi eğer Rabb’ım bana da bir imkân vermiş olsaydı bir saniye bile beklemezdim diyerek samimiyetle çevrelerine nasihat ederler onlar. Meselâ iki adam düşünün ki hastalar. Ama bunlardan biri o anda hasta oluşuna, cihaddan geri kalışına seviniyor. İyi ki hasta oldum ve savaştan kurtuldum diyor. Bunu kendisi için bir kurtuluş vesilesi sayıyor ve kendisi gitmemekle beraber çevresindekileri de engellemeye, onların da cihad şevklerini kırmaya çalışıyor. Ötekisi de hastalığını bir talihsizlik görüyor ve üzülüyor. Keşke Rabbim bana da imkân verseydi de Resul ve Müslümanları yalnız bırakmasaydım diyor ve bir yandan da çevresindekileri savaşa teşvik ediyor haydi dur-mayın gidin diyor. Bu ikisi elbette bir tutulmayacaktır. Evet mâzeretlerinden dolayı savaşa çıkamayanlar Allah ve Resulü için nasihat ettikleri müddetçe onlara bir vebal yoktur. Çünkü ihsan sahipleri aleyhine bir yol olamaz. Kimse onlara bir söz söyle-yemez, kimse onları bu konuda kınayamaz. Cepheye gidemeyenler ama geride irşada devam edenler, geride insanların Allah’a kul olmaları, Resulüne ümmet olmaları yolunda onları eğitmeye çalışanlar bu-nun dışındadır diyor Rabbimiz. Onlar savaştan geri kalmışlardır ama gönülleri orada mü’minlerle beraberdir onların. Çünkü Allah bunlar için Gafur ve Rahîm olandır.