6. “Ancak, inanıp salih ameller işleyenler bunun dı-şındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır.” Ama Allah’ın istediği biçimde iman edip de imanlarını amele dönüştürenler, imanlarını gündeme getirme savaşı verenler, imanlarının hayatlarında görüntülenmesinden yana olanlara gelince işte onlar müstesnadır. Bunlar esfel-i safiline gitmekten kurtulmuşlardır. Çünkü bunlar Allah’ın istediği biçimde iman etmişler ve bu imanlarını sadece söz planında bırakmayıp amele dönüştürmüşlerdir. İmanlarını hayatlarına geçirmişler, hayatlarını iman kaynaklı yaşamışlardır. Çünkü bunlar fıtratlarını bozmamışlardır. Allah’ın yarattığı ahsen-i takvim oluş özelliklerini hayatlarının sonuna kadar muhafaza etmişler ve bu fıtratlarına uygun ameller işlemişlerdir. Salih amel, fıtrata uygun amel demektir. Salih amel, Allah’ın razı olduğu, sevdiği ve emrettiği ameldir. Salih amel, Rasulullah Efendimizin hayatında, Sünnette yeri olan ve Allah için yapılmış amel demektir. Salih amel, salih bir imandan kaynaklanan ameldir. Gayri salih amel de imandan kaynaklanmayan ya da gayri salih bir imandan kaynaklanan ameldir. Salih amel, yaptırıcısı Allah olan, gayri salih amel de yaptırıcısı Allah’tan başkaları olan ameldir. İnanıp salih amel işleyenler… İman aslında kalbin işidir ve iman için kişi Kur’an bilmek zorundadır. Önce bilecek kişi, inanacak ve sonra da onu amel haline getirecek. Bilmeden inanılmadığı gibi inanmadan da yapılmaz. Neye inanıyoruz? Bunu bileceğiz. Meselâ benim kaç tane salih amelim varsa o kadar imanım var demektir. Meselâ benim yirmi tane salih amelim varsa yirmi tane imanım var demektir. Bu çoğaldıkça benim imanım da çoğalacaktır. Öyleyse Kitaptan iman birimlerini çoğaltmak, yani tanıdığımız her bir âyetle imanlarımızı çoğaltmak ve buna oranla da salih amellerimizi çoğaltmak zorundayız. Fıtratlarını bozanlar, kendilerini dünyada aşağıların aşağısına düşürenler cehennemin esfeline yuvarlanırken, bunlar Allah’ın izniyle cehennemden kurtarılacaklardır. Çünkü onlar yeryüzünün en şerli, en kötü varlıkları iken mü’minler de yeryüzünün en şerefli, en hayırlı varlıklarıdırlar. “Fakat, inanıp salih ameller işleyenler, işte onlar da, yaratıkların en iyileridirler.” (Beyyine 7) İman edip salih amel işleyenlerin varlıkların en hayırlısı olduğunu anlatan Rabbimiz, iman ve salih amelden yoksun olanların da yaratıkların en şerlileri olduğunu anlatır. Allah’a inanmayanlar, salih ameller işlemeyenler ne kadar da ekonomik güçleri olursa olsun mahlukâtın en şerlisidirler. Bunu asla hatırınızdan çıkarmayın. İtibarın Allah’a teslimiyet olduğunu unutmayın. Eğer sizler de onların değer yargılarını kabullenir, onların üstün olduklarını, şerefli olduklarını kabul eder ve onlara boyun bükerseniz, siz de fâsıklardan olursunuz. O zaman da onlar sizin üzerinizde büyürler, sizin üzerinizde Rableşir-ler. Siz fâsıklaşır ve onları kahhâr makamında görmeye başlarsanız, onlar da sizin üzerinizde kahr u galebelerini artırırlar. Öyleyse kendi şerefinizi, kendi üstünlüğünüzü anlayıp, karşınızda esfel-i safilin bir hayat yaşayan ve sonunda esfel-i safiline yuvarlanacak olan insanları insan bile görmeyin. İnanan ve inancını yaşayanlar için: Onlar için gayrı memnun bir ecir vardır. Bu gayri memnun ecir ifadesinin bir kaç anlamı vardır. 1. Sonsuz, bitmez tükenmez bir ecir, bir ücret, bir karşılık vardır onlar için. 2. Ya da baş kakıntısı olmayan bir ücret vardır onlar için. Baş kakıntısı olmayan bir ecir. Dünyadakilerin verdiği ücret gibi, “haydi haydi, hak etmediniz ama yine de size bunları veriyorum” demeyecek de Allah, “işte bunları siz hakkettiniz, amellerinizle hak ettiğiniz mükâfat işte budur” diyecektir. 3. Memnuniyetin de ötesinde bir ecir demektir bu. Yani, “yeter ya Rabbi ben ne yapacağım bu kadar nîmeti?” dedikçe Allah’ın daha fazlasını vereceği bir ecir, bir ücret var onlar için.