Tîn Suresine Dön

Tînالتين

7. Ayet

7Tîn Suresi

فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّ۪ينِۜ

(Ey insan!) Bundan sonra dini/hesabı sana yalanlatan şey nedir?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

7. “Öyleyse ey insan! Sana dini yalan saydırtan nedir?” Sana dini ne yalan saydırır? Tüm bu anlatılanlara rağmen, tüm bu delillere rağmen seni dini yalanlamaya, yalan saymaya iten sebep nedir? Neye dayanıyorsun dini yalanlarken? Nereden, kimden güç alıyorsun bu konuda? Artık kim sana dini yalanlatabilir? Artık nasıl olur da sen dinsizliği tercih edebilirsin? Bu, tıpkı Câsiye’deki şu âyet gibidir: “Bütün bunlar, Allah’ın varlığının delilleridir. Artık Allah’tan ve O’nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar.” (Câsiye 6) Onlar Allah’ın varlığına delil olarak yaratılmış olan bütün bu âyetlerden bir şey anlamıyorlarsa, gözleri ve kulakları önünde cereyan eden bu kadar âyet onlarda bir şeyler depreştirmiyorsa, bu âyetlerin sahibine iman ve onun yasalarına teslimiyet konusunda onları harekete geçirmiyorsa artık hangi söze inanacak bu adamlar? Allah’ın gökler ve yerlerde yarattığı bunca âyetlerine evet demiyorlarsa, bu âyetlerin yaratıcısına evet demiyorlarsa artık hangi delile, hangi âyete, hangi söze evet diyecek bu adamlar? Allah’ın âyetlerinin hepsi haktır. Hepi gerçektir. Bu kadar ayan beyan hakka evet demeyen bir insan hangi hakka evet diyecek? Bundan daha açık, bundan daha gerçek bir hak bulabilecekler mi ki evet desinler? İşte bütün bu âyetler kâinatta yegâne Rabb ve İlâh olarak Allah’ın gücünü, kudretini, bilgisini, iradesini ve hikmetini ortaya koyan âyetlerdir. Ama Kâfirler tüm bu varlıkların yaratıcısı olan Allah’a inan-mıyorlar. Allah’ın Rabb ve İlâh oluşunu kabullenmiyorlar. Âyet-i kerîmeden anlıyoruz ki salih ameller kendi hoşumuza giden, kendi beğendiğimiz sevdiğimiz ameller değildir. Salih amel, dine dayanan, dinden kaynaklanan amellerdir. Vahiyden kaynaklanmayan hiçbir amel salih amel değildir. Dini yalan sayan, dini yok farz e-den bir kimsenin salih amel işlediği söylenemez. Öyleyse iman ve sa-lih amelin yolu dinden geçmektedir. Dini tanımak zorundayız ki, Allah’ın istediği biçimde iman etme ve amel işlememiz mümkün olsun. İşte iman, amel için fıtratını koruyabilmesi, ahsen-i takvim özelliğini sürdürebilmesi, fıtratına uygun, kendisine yaraşır ameller işleyebilmesi için kişinin mutlaka bir kılavuza ihtiyacı vardır. İşte bu din de Allah tarafından Levh-i Mahfuzdan elçisine gönderdiği dindir. Din bir yoldur, bir hayat programıdır. Din bir yaşam biçimidir. Din, bir ferdin ve bir toplumun uymak zorunda olduğu kanunlar manzumesidir. Bu mânâda komünizm de bir dindir, kapitalizm de bir dindir, sosyalizm de, demokrasi de bir dindir. Bunlar insanların ortaya attıkları bâtıl dinlerdir ve sistemlerdir. Kâfirûn sûresindeki: “De ki Ey Kâfirler! Sizin dininiz sizin benimki de benim olsun!” âyeti bunu anlatır. Dikkat ederseniz önce “ey kafirler!” dedi Rabbimiz sonra da “sizin dininiz sizin olsun” dedi. Peki Kâfirin dini olur mu? Elbette dinsiz, yani kanunsuz, yolsuz sistemsiz bir toplum düşünmek mümkün değildir. Öyleyse sizin dininiz, sizin yolunuz, sizin hayat programınız, sizin yasalarınız, sizin kanunlarınız, sizin sisteminiz sizin olsun, benim ki de benim olsun demektir bunun mânâsı. Yine Yusuf sûresinde: “Kralın dinine göre kardeşini alıkoyması Yusuf’a yakışmazdı.” (Yusuf 76) âyet-i kerîmesinde anlatılan kralın dininden maksat da kralın sitemi ve o toplumda yürürlükte bulunan kralın ceza kanunlarıdır. Öyleyse Allah kanunlarını, Allah yasasını, Allah’ın ceza kanunlarını uygulayan toplum Allah’ın dinindedir, başkalarının kanunlarını, başkalarının ceza yasalarını uygulayan toplum da kanunlarını uyguladığı kimselerin dininde ve onların kulu olmuştur. Zümer sûresindeki: “Ey Muhammed! Biz sana Kitabı gerçekle indirdik. Öyle ise dini Allah için halis kılarak O’na kulluk et.” (Zümer 2) Evet, dikkat edin halis din, katışıksız din Allah’ın dinidir âyeti de bunu anlatır. Başkalarının dini de vardır ama onlarınki katışıklı bir dindir. Yani hayatın bazı bölümlerine Allah karışır ama öteki bölümlerine de başkalarının kanunları karışır. “Allah katında gerçek din Allah’ın dinidir.” âyetinde de ifade edildiği gibi hayatın tümüne karışan din Allah’ın dinidir. İşte dini yalanlamak Allah’ın gönderdiği hayat programını yalanlamak, yok farz etmek, ciddiye almamak, onu tanımadan bir hayat yaşamak anlamına gelmektedir. Ya da bu âyetin bir başka anlamı da: “Ey Peygamberim! Her şey bu kadar açık ve netken kim seni bu din konusunda yalancılıkla itham edebilir? Sana kim yalancı diyebilir? Allah din göndermez, Allah hayata karışmaz, Allah elçi göndermez. Ben Allah’ın elçisiyim, Allah bana vahyediyor, Allah benimle sizin hayatınıza karışıyor derken sen yalan söylüyorsun. Allah’a yalan iftira ediyorsun!” diye kim yalanlayabilir seni? Bir de buradaki yalanlanmasından söz edilen din, din günüdür, ahiret günüdür. Ey insan! Tüm bu delillere rağmen nasıl oluyor da hesap günü yalanlayabiliyorsun? Din gününü yalanlamaya seni iten sebep nedir? Nasıl oluyor da hayat bu hayattır, bunun ötesinde başka bir hayat yoktur diyebiliyorsun? Nasıl oluyor da dirilmeyi yok farz ederek hayatını buna bina edebiliyorsun? Bir daha dirilme olmayacak, hesap kitap olmayacak diyebiliyorsun?