21. “İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiç bir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.” Rabbimiz, “imanla onları izleyenleri de onlara katarız, katacağız” diyor. Yani onlara imanla tabi olan zürriyetlerini cennette atalarına ilhak edeceğiz. “Eğer babalar, atalar tüm hayatlarını Allah için yaşayan, Allah’a, Allah’ın istediği gibi teslim olan, Allah’ın istediği gibi kulluk eden sabikûndan iseler ve onların arkalarından gelen oğulları, torunları her şeyleriyle onlar gibi olamasalar bile, onları takip ediyorlarsa, onları da Rabbimiz babalarının, dedelerinin yanında cennetle mükâfatlandırıyor. Ataları kadar muttakî olamasalar bile onların yolunda olma çabalarından ötürü Rabbimiz onları da atalarıyla cennette beraber kılacağım,” buyuruyor. Değil mi ki onlar iman etmişler, değil mi ki onlar atalarının imanlarına sahip çıkmışlar, imanda atalarının ardı sıra gitmişler, atalarının amellerinden hiçbir şey eksiltmeksizin zürriyetlerine mükâfat vereceğini vaadediyor Rabbimiz. O mü’minler kendileri cennete girdiği gibi zürriyetleri de cennete girecek. Meselâ adam kendisi cennette olduğu halde, babası, anası, karısı, kızı başka cennetlerde, başka yerlerde, başka makamlarda olabilir. Bu durumda sevdiklerinden ayrılık mü’mini sıkabilir. Halbuki Rabbimiz cennette mü’minleri üzebilecek her şeyi kaldırmıştır. Cennette kulları sıkıntıya sokabilecek, orada huzuru kaçırabilecek hiçbir şey yoktur. Orada sadece huzur, sükun, mutluluk vardır. “Babalarının amellerinden hiçbir şey eksiltilmeden” ifadesini şöyle anlamaya çalışıyoruz: Onların yolundan giden, onlara tabi olan evlâtlarını cennette babalarıyla buluşturmak için babaların dereceleri evlâtların derecelerine düşürülmeyecek de, evlâtların dereceleri babaların derecelerine yükseltilecektir. Evlâtlardan çokları iman ve amel yönünden atalarından geridedirler. Meselâ bizler şu anda atalarımız olan sahâbeye nazaran gerilerde olsak da, gücümüz nispetinde onların yoluna tabi olmaya çalıştığımız için Rabbimizin bizi onlara ilhakını umuyoruz. Ama şurası da asla unutulmamalıdır ki: “Herkes kendi kazancına rehindir.” Yani herkes kendi kazandıklarıyla cenneti kazanmaktadır. Değilse ana-babanın kazancıyla cennet kazanmış oğul, kız olmaz. Ana-baba da, evlâtlar da Allah’ı razı edecek ameller işlerler, kendi işledikleriyle cenneti kazanırlar da, her iki grubun da mükâfatlarını Rabbimiz cennette birlikte verir. Değilse oğul, kız müslümanca ameller işlemediği halde ana-babanın amellerinden onlara verilip de aslında cehennemlik olan evlâtların cennete gitmesi gibi bir yasa söz konusu değildir. Rabbimizin bu konudaki ya-sası, ana-babalarının müslümanca bir hayat yaşadıklarını gören evlâtlar, torunlar da aynen ataları gibi bir hayat yaşamayı hedefler, ama onlar gibi üstün bir iman ve teslimiyete ulaşmamış olsalar bile, onların yolunda olmalarından ötürü Rabbim yine onları da atalarıyla birlikte cennette büyük büyük mükâfatlara nail eder. Âyetin devamının beyanıyla, hiçbir oğul babası, hiç bir baba da oğlu, kızı sebebiyle cennete giremez. Yani oğul cehennemlik olduğu halde, baba cennette olduğu için baba sebebiyle cennete giremez. Ama oğul da, baba da Allah için bir hayat yaşarsa, herkes ameliyle rehin olduğu için cennete gider. Sanki Rabbimiz bir yanlış anlaşılmaya mahal bırakmamak için âyetin sonunda bir uyarıda bulunuverdi. “Bakın ey kullarım, sakın ha aile şe-refine, aile bağına güvenmeyin. Atalarımız şöyleydi, böyleydi diyerek onlarla övünme, onlara güvenme yoluna gitmeyin. Herkes kendi ameline rehindir. Atalarınıza bel bağlamanız size cenneti kazandıracak salih ameller işlemekten alıkoymasın.” İnsanlar kendi amelleriyle cennete girecekler. Peki ne varmış o cennetlerde?