Tûr Suresine Dön

Tûrالطور

3. Ayet

3Tûr Suresi

ف۪ي رَقٍّ مَنْشُورٍۙ

(O Kitap ki) yayılmış kağıt içinde(dir).

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

1-7. “Tûr’a, yayılmış, ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitaba, mamur bir ev olan Kâbe’ye, yükseltilmiş ta-van gibi göğe, kaynayacak denize andolsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir.” İlk yemin Tûr’a. Tûr’a andolsun ki. Tûr, Hz. Musâ’ya (a.s) vahyin, Tevrat’ın indirildiği, yeryüzünün Tevrat’la müşerref olduğu dağın adıdır. Allah kelâmının yeryüzüne indirilişine sahne olmuş, vahyin gelişine şahit olmuş, Allah sözünü işitmiş ve daha sonraları kendilerinden kendisine kulluk konusunda misak almak için İsrâiloğullarının üzerlerine kaldırılmış olan dağdır. Rabbimiz Tûr’a yemin ederken yeryüzünü aydınlatan vahyine dikkat çekiyor. Tûr’a yeminden hemen sonra kitaba and içilmesi bize Musâ’ya (a.s) vahyin indirildiği bölgeyi hatırlatmaktadır. Sonra ikinci yemin olarak yayılmış, açılmış, ince deri üzerine satır satır yazılmış olan kitaba yemin olsun ki. Açılmış, yayılmış, dizilmiş, harfleri, kelimeleri belli bir âhenkle dizilip tertiplenmiş Tevrat’a, Allah kitabına yemin olsun ki. Kitap ifadesinin nekre oluşundan hareketle, İsrâ sûresini de yardıma çağırarak kıyamet günü apaçık ortaya çıkarılacak olan kulların amel defterlerine, kitaplarına yemin olsun ki. Tüm kâinatın kaderinin yazılı olduğu Levh-i Mahfuz’a yemin olsun ki. Beyt’ül-Mamur’a, yükseltilmiş bir ev olan Kâbe’ye yemin olsun ki. Beyt’ül-Mamur, meleklerin sürekli tavaf ettikleri ve Rasulullah Efendimizin de mi’râc’da yanı başında gördüğü, yanında sürekli Allah’ın tesbihinin, Allah’ın hamdinin gündeme getirildiği bir evdir. Yedinci kat semâda bir beyttir ki, her gün yetmiş bin melek tavaf eder. Veya Beyt’ül-Mamur kıyamete kadar sürekli mamur olan, bir an bile tavaftan, hamdden, ziyaretten uzak bulunmayacak olan, her an mutlak mânâda tavafa, ibadete açık olacak olan Kâbe’dir. Çünkü o Beyti inşa eden iki kutlu Allah elçisi dua etmişlerdi. Bakara’da duaları anlatılır. Hac sûresinde de: “Bana hiç bir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için evimi temiz tut” diye İbrahim’i Kâbe’nin yerine yerleştirmiştik.” (Hac 26) Yükseltilmiş tavana, gökyüzüne, arşa yemin olsun ki. Bu yeminle, şu yükseltilmiş, bize ait olan, bizim görüşümüze muhatap olan şu yüksek semâya, birinci semâya yemin edilmiş olabileceği gibi, bizim göremediğimiz, bilemediğimiz yedi kat semâyı, kürsî’yi kapsayan arşa yemin edilmiş de olabilir. Mescûr denizlere, tutuşan, kabaran denizlere yemin olsun ki. Ya da hapsedilmiş, yer altına gidip kaybolmaktan korunmuş denizlere andolsun ki. Tekvîr sûresinin ifadesiyle, kıyametin kopuşu esnasında yakılmış, alevlendirilmiş denizlere, yahut Allah’la, Allah’ın elçisi Musâ ile (a.s) savaşa tutuşan Firavun’un boğulup yok edildiği denize de and içilmiş olabilir. Şu anda yeryüzünde Rabblerine isyan içinde bir hayat yaşayan kâfirleri, zalimleri boğup helâk etmekten tutulmuş, engellenmiş, alı konmuş denizlere yemin olsun ki. Çünkü denizlere yeminden hemen sonra Rabbimizin azabının gündeme getirilişinden anlıyoruz bunu. Bütün bunlar üzerine yemin olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Bütün bunlar üzerine yapılan yeminle, bu yeminlerin cevabı olarak bize hatırlatılan odur ki, Rabbimizin azabı kesin olarak gelecek ve gerçekleşecektir. Ya da Rabbinin azabı işte o gün vaki olacaktır.