44. “Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: “Bulut kümesidir” derler.” Gökten üzerlerine düşen bir parça görseler, yani göklere ve yere egemen olan Rabbimiz, göklerde ve yerde sözü geçen Rabbimiz isyanlarından ötürü, küfürlerinden, şirklerinden ötürü onların defterlerini dürmek üzere bir âyet gönderse, gökyüzünden üzerlerine bir parça düşürmeyi murad etse, Allah’ın bir azap unsurunun, bir helâk sebebinin gökyüzünden üzerlerine düşmekte olduğunu gözleriyle görseler bile derler ki, “bu birbirine girmiş, üst üste yığılmış bir buluttur.” Kendilerine gelmekte olan bu azap unsurunu bir bulutla yorumlarlar. Kâfirlerin karakteri hiç değişmiyor. Azap fiilen başlarına inmedikçe, beyinlerinde patlamadıkça inanmazlar. Nitekim daha önce Allah’la savaşa tutuşmuş Âd kavmi helâk edilirken kapkara bir bulut göndermişti Rabbimiz de alçaklar bize yağmur geliyor, bize bu bulut yağmur getiriyor diye sevinmeye başlamışlardı. Halbuki o bulut kendilerini yok etmeye geliyordu ve helâk olup gittiler. Evet onlara merhamet eden, onların kurtuluşu için çırpınan, onların cehenneme gitmemeleri için elinden gelen her şeyi yapan Allah’ın Resûlü ve beraberindeki Müslümanlar Allah’a yalvarıp yakarıyorlardı. Keşke Rabbimiz bu adamların gözlerini açacak, kalplerini sarsıp akıllarını başlarına getirecek âyetler, müjdeler, uyarılar gönderse de bu adamlar iman etse ve cennete gitseler diye temennide bulunuyorlardı da Rabbimiz bu âyetini indiriyordu. “Ey peygamberim, ve ey mü’min kullarım, böyle inananlara, böyle yaşayanlara ne kadar âyet gösterirseniz gösterin, ne kadar delil getirirseniz getirin asla iman etmeyeceklerdir. Bunların iman etmeyişlerinin sebebi âyetlerin azlığı değildir. Ölüler dirilip, ataları dirilip bunlarla konuşsa yine iman etmezler, ta ki kendilerine can yakıcı azap gelene kadar. Azapla karşı karşıya gelene kadar onlar iman etmeyecekler” diyor Rabbimiz. İşte Firavun ve çevresindekiler… İmanlarını son anlarına tehir ettiler. Allah’tan kendilerine yüzlerce âyet geldiği halde, gerçeği bildikleri halde denizde boğulacakları, can yakıcı bir azabın girdabına düşecekleri ana kadar iman etmediler de ancak o zaman iman etmeye kalkıştılar. Veya Mekke’de böyle yapanlar oldu, şu anda da böyle ya-panlar var. Ama böyle bir durumda, azap gelirken akıllarını başlarına alıp, tevbe edip imana yönelen kimselerin bu imanları, bu tevbeleri kendileri için fayda vermeyecektir.