Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

11. Ayet

11Yâsîn Suresi
Mushafta Aç

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ

Sen, ancak zikre/Kur’ân’a uyan ve gaybta (görmedikleri hâlde ya da kimsenin kendilerini görmediği yerlerde) Rahmân’dan korkanları uyarırsın. Böylesini mağfiret ve değerli bir mükâfatla müjdele.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11. “Sen ancak, Kur’an’a uyan ve görmediği halde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.” Evet ey peygamberim, sen sana yönelik veçhesiyle herkesi uyaracaksın, herkesi uyarmalısın, ama senin uyarın ancak zikre ittibâ edenlere, kitaba tâbi olanlara, kitabı izleyenlere, kitabı okuyup onunla yol bulmaya çalışanlara fayda verecektir. Senin uyarın bu kitabı kulluk kitabı bilip, hayatlarını onunla düzenleme kavgası içinde olanlar üzerinde etkili olacak, semere verecektir. Kitaba iman edenler, kitaba tâbi olup onu izleyenler, dış dünyalarında, tüm kâinatta bu kitabın takip edildiğini, bu kitabın hayat gerçeğini yansıttığını görecekler ve uyarıcının uyarılarına açık bir konuma geleceklerdir. Zikre ittibâ, Kur’an’a tâbi olmak demektir. Kitaba uyma, kitapla yol bulma, kitapla hayat dü-zenleme kastı içinde ona başvurmak, onu anlamaya yönelmek demektir. Demek ki Rabbimizin bu âyetinin delâletinden anlıyoruz ki, kitaba uyma, zikre ittibâ kastı olmadan, bu niyetle kitaba başvurmadan bu kitaptan istifâde imkânı olmayacaktır. Bu kitap anca ona muhtaç olduğunu anlayarak, kabul ederek kendisine başvuranlara yolunu açacaktır. Allah Hakîmdir, Allah mutlak hikmet sahibidir, dediği her şey doğrudur, her şeyi bilerek söylemiştir, ben bunsuz yol bulamam duygusu ve inancıyla okunan bir kitap elbette okuyucusuna yol gösterecektir. Bir de sen, gıyabında Rahmân’dan haşyet duyanları, görmedikleri halde Rahmân’a karşı saygı duyanları ancak uyarabilirsin. Bu dünyada Rab’lerini görmedikleri halde, duyularıyla Rab’lerini algılama imkânına sahip olmadıkları halde gayba inandıkları için, bu kitaba ve bu kitabın haber verdiği gaybî haberlere iman ettikleri için her an Rab’lerinin murâkabesi altında olduklarını bilerek O’na karşı haşyet içinde olanlar bu uyarıya müspet tavır takınacaklardır. Her an Rab’le-rini razı edememekten, O’nu gücendirmekten korkan, Rabblerinin ga-zabına uğramaktan tir tir titreyen, henüz Rabb’lerinin huzuruna çık-madıkları halde, Rabb’lerinin sorgulaması ile karşı karşıya gelmedikleri halde Rabb’lerine karşı gelmekten sakınan kimseler üzerinde senin uyarın etkili olacaktır. Veya kimsenin görmediği yerlerde Rabb’in-den korkan, kalbinde, içinde Rabb’ine karşı sürekli böyle bir haşyet taşıyan, Rabb’inin Rahmân oluşuna şımarıp O’nun gözetiminden çık-ma gafletine asla düşmeyen kimseler uyarılacaklardır. Demek ki insanlardan kimileri uyarılacak, kimileri de uyarıya müspet tepki vermeyeceklerdir. Ama şurasını hiç bir zaman unutmamalıyız ki, kimin öyle, kimin de böyle olacağını bizler bilmiyoruz. Öy-leyse peygamber ve bizler uyarıya devam edeceğiz. Kitabımızın başka bir âyetinin beyanı ve yol gösterisiyle biz hatırlatmaya, gündem yapmaya devam edeceğiz, çünkü bu hatırlatma mü’minlere fayda ve-recektir. Daha önce dediğimiz gibi, bu işin bir uyarıcılara yönelik vec-hesi, bir de uyarılanlara yönelik tarafı vardır. Uyarıcılar, bizler sürekli insanları uyarmaya devam edeceğiz. Uyarılanlara gelince, belki o an-da uyarılacak, belki on yıl sonra bu uyarı onda etkili olacak, bunu bilemeyiz. Biz bunu sürdürmek zorundayız, çünkü bu bizim görevimizdir. Yâni biz kendi görevimizi yaparken hiç bir zaman karşı tarafın tav-rına takılı kalmadan bu işi sürdürmeye devam etmeliyiz. Biz kendimize okumak zorundayız ya, işte bunu yaparken birilerine de okumuş olalım ve okuduklarımızın hesabını biz yapmamaya çalışalım inşallah. İşte böyle kimseyi, böyle yaşayan, böyle Rahmân’ın gıyabında haşyet duyan ve Rahmân’ın kendisi için açtığı rahmet kapısına saygılı olan kimseyi bir mağfiret, bir bağışlama, kusurlarını örtme ve şerefli bir mükâfatla müjdele peygamberim. Yâni böyle kimseleri cennetle müjdele. Dikkat ederseniz böyle yaşayan mü’minlere müjdelenen mü-kâfat nekre olarak zikredilmektedir. Yâni ancak orada, cennette bilinebilecek boyutta bir ecir vaadediyor Rabbimiz. İşte gerçek müjde, gerçek sevinç kaynağı budur. Böylece Allah’ın bizi affettiğini, kusurlarımızı görmezden geldiğini, eksiklerimizi tam kabul ettiğini duymaktan, öğrenmekten daha büyük bir müjde olur mu? Yeter ki hep kitapla birlikte olalım, hep zikirle hareket edelim ve Rabbimize karşı haşyet içinde bulunalım. Acaba O’nu darıltacak bir şey mi yaptım, diye sürekli O’na karşı uyanıklılık ve saygı hedefleyelim. O zaman kesinlikle bilelim ki, çok kerîm bir ücret ve mağfiret, yâni cennet bizi beklemektedir unutmayalım. Demek ki uyarıcının uyarısına açık olanların iki özelliği vardır: Birincisi Kur’an’a tâbi olmak, kitabı izlemek; ikincisi de ihsan içinde, sürekli Rabbinin kendisini görüp gözettiği şuuru içinde Rahmân’dan haşyet duyarak bir hayat yaşamak. Gerçekten de haşyet duyulmaya lâyıktır Rahmân olan Rabbimiz. Çünkü: