Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

18. Ayet

18Yâsîn Suresi

قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ

Demişlerdi ki: “Biz, sizi uğursuz sayıyoruz. Bu (söylediklerinize) bir son vermezseniz, kesinlikle sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

18. “Kasabalılar: “Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz andolsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır” de-mişlerdi.” Dediler ki, “biz sizden uçuklanıyoruz. Biz sizden şüphe kapıyoruz. Biz sizin sebebinizle, sizin yüzünüzden başımıza bir takım uğursuzlukların, felâketlerin gelmesinden korkuyoruz. Sizin gelişinizle birlikte bizi bir uğursuzluk sardı. Eğer şu işinizden vazgeçmez, buna bir son vermezseniz, ikide bir bize Allah’ı hatırlatıp, her işimize Allah’ı ka-rıştırıp durmaya, bizi hayatın her alanında Allah’a kulluğa çağırıp dur-maya devam ederseniz, kesinlikle bilesiniz ki sizleri taşlayacak, recm edecek ve canınıza okuyacağız. Bizden size gerçekten can yakıcı bir azap dokunacak ve sizi mahvedeceğiz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, sizi okullarımızdan, sizi iş yerlerimizden, sizi parlamentomuzdan sürecek, size büyük cezalar vereceğiz,” diyerek tehdit ettiler Allah’ın elçilerini. Acaba toplum hep birden mi dedi bunu? Yoksa kimileri böyle derken, kimileri susup ya nemelâzımcılıkla, ya da onların bu tavırlarını gönülden destekleyerek kenarda mı durdu? Bunu bilemiyoruz, ama Kur’an’da tarih içinde Allah elçilerine karşı bu tavrın ikisine de ör-nekler görüyoruz. Allah elçileri çok büyük bir tehditle karşı karşıyalar… “Bu işten vazgeçmezseniz sizi asacağız, keseceğiz,” diyerek tehdit üstüne tehditler savurmaya başladılar. Kendilerini buna muktedir sandılar. Ama yanıldıkları bir nokta vardı: Karşılarındaki üç insanın Allah desteğinde olduklarını unutuyorlar, ezip geçeceklerini, Allah sözcülerini susturabileceklerini zannediyorlardı. Zannediyorlardı ki onlar izin vermediler di-ye peygamberler susuverecekler. Allah’ın konuşun dediklerini akıllarınca konuşturmayacaklardı. Tıpkı kucağında büyüttüğü Musâ’yı görünce, onu yalnız zannedip susturmaya çalışan Firavun gibi ya da şu anda Allah tebliğcilerini yalnız ve korumasız görüp, mü’minleri susturmaya çalışanlar gibi. Tarihin her döneminde kâfirlerin mü’minlere karşı tavrı böyle olmuştur. Şu anda da aynı şeyleri söylediklerine şahit oluyoruz. “Hep sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğruyoruz. Hep sizin yüzünüzden geri kalmışız. Ey Müslümanlar, eğer sizler bu işlerinizden, yaşantılarından, yollarınızdan, imanlarınızdan, dinlerinizden, başörtülerinizden vazgeç-mezseniz, kesinlikle bilesiniz ki sizi recm ederek, katledeceğiz. Kesinlikle bilesiniz ki, bizden size çok büyük kötülükler, azaplar dokunacaktır,” diyorlar. Yâni dünkü Kâfirlerin Allah elçilerine söylediklerini, bugünkü kâfirler de günümüz Müslümanlarına söylüyorlar. “Eğer bu imanlarınızdan, bu kılık kıyafetlerinizden, bu Kur’an’-dan, bu dinlerinizden, bu namazlarınızdan vazgeçmezseniz, sizi şöyle şöyle yapacağız,” diyorlar. Bakın onların bu tehditlerine ve uğursuzluk iddialarına karşı Allah elçileri şöyle diyorlar: