Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

22. Ayet

22Yâsîn Suresi

وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

(Söyler misiniz:) “Ne diye beni yaratana ibadet etmeyecekmişim ki? Siz O’na döndürüleceksiniz.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

22. “Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O’na döneceksiniz.” Bana ne oluyor, benim neyim var, ben neyim, kimim? Benim ne hakkım, ne salahiyetim var ki beni yaratana kulluk etmeyeyim? Beni yaratan, kulluğa lâyık değil mi? Ben ne hakla, hangi salâhiyetle, hangi güçle Rabbime kul-köle olmayacağım? Halbuki hepimiz döndürülüp O’nun huzuruna götürülecek, O’nun tarafından hesaba çekilecek, hepimiz yaşadığımız bu hayatın sonunda Allah’a döndürülüp he-sabı O’na ödeyeceğiz. O halde O’na kulluktan nasıl kaçarım ben? Ben sadece O’na kul-köle olacağım. Ben sadece O’nu dinleyeceğim. O’ndan başkasının kulu-kölesi olunmaz ki! Ondan başka bu işe lâyık birileri yok ki! İyi anlayalım, ifade “Ben neden Allah’tan başkasına namaz kılacakmışım,” değil! Bakın insanların kulu, kölesi olup ta, onsuz olmaz dedikleri şeylere de anlatın bu mânâyı. Kimi “onsuz olmaz”ların peşinde koştururken, namazı bile terk eden insanlar acaba o peşinde koştukları şeylerin kulu, kölesi olmamışlar mı? Paraya, mark’a, dolara, eve, arabaya zaman ayıracağız diye Kur’an ve sünnet tanımaya zamanları kalmayanlar, acaba neyin kulu, kölesi olmuşlar? Kimin, ne-yin çektiği yere gidiyorsa, insanlar onların kulu, kölesi olmamışlar mı? Dikkat ederseniz, o yiğit Müslüman, peygamberleri dinlemeye, peygamberlere itaat etmeye ve Allah’a kul olmaya çağırıyor insanları. Anlayabildiniz mi bu ince mânâyı? Kulluk sadece Allah’adır, peygambere bile kulluk olmayacaktır. Peygamber zaten bizi Allah’a kulluğa çağıran ve götürendir. Peygamber en güzel bir biçimde, en mükemmel bir şekilde kendi hayatında Allah’a kulluğu yaşayan ve örnekleyendir. Öyleyse bizler Allah’a nasıl kul olacağımız konusunda model insan, örnek kul olarak peygambere tâbi olur, onu dinler, ona itaat e-deriz. İşte bu yiğit te “bu peygamberlere uyun derken, bunlara tapının demiyorum,” diyor, “bunlar gibi Allah’a tapınalım diyorum,” diyor. Burada insanın sadece Allah’a kulluk etmesinde, sadece Rab-bini dinleyip, O’na teslim olmasında, düşünüp anlaması gereken iki temel gerekçeden söz ediliyor: Birincisi, beni O yaratmıştır. Boynum da, boynumdaki kulluk ipim de O’nundur. Varlığım, hayatım O’ndan-dır. Bana bu hayatı veren, beni bu dünyaya getiren O’dur. Şu andaki hayatımı, varlığımı O’na borçluyum. Beni yaratan, beni dünyaya getiren O’ysa, benim de, sahip olduğum şeylerin de gerçek sahibi O’ysa, o zaman ben başkalarına değil, sadece O’na kulluk yapmak zorundayım. Çünkü kulluk sadece yaratıcının hakkıdır. Benim O’ndan başkalarına ne minnetim olacak ki? Eğer bunu akl edemiyorsanız, hiç olmazsa şunu düşünün: Bilesiniz ki sonunda sadece Allah’a döndürüleceksiniz. Yaşadığınız bu hayatınızın faturasını O’na ödeyeceksiniz. Sizi yarın hesaba çekecek olan O’dur. Öyleyse yarın kimin huzuruna çıkacak, kime hesap vereceksek ona göre kulluk yapmak, ona göre hazırlanmak zorundayız. Kim bizi sorgulayacaksa, O’na kulluk etmek, O’nu razı etmek zorundayız. Başkalarına ne minnet duyacağız ki? Cennet, cehennem kiminse, O’nu dinlemek, O’nun istediği gibi yaşamak zorundayız. Hâl böyleyken şimdi aklınız varsa söyleyin bana: