32. “Hepsi huzurumuza getirileceklerdir.” Tüm insanlar, gün gelecek zorunlu olarak Allah’ın huzurunda toplanacak ve hesapları görülecektir. Onların her biri büyük topluluklar olarak bizim katımızda hazır edileceklerdir, buyuruyor Rabbimiz. Yâni bu dünyada keyiflerince bir hayat yaşayıp ölüp gitmekle işleri bitmiş değildir. Yeryüzünde uğradıkları Allah’tan bir helâkin sonunda kendilerini kurtarmış değillerdir onlar. Dünyada Rabbimiz kendilerine gönderdiği kitapları ve elçileri vasıtasıyla onlara hidâyetin sebeplerini sunmuştu. Ama bu alçaklar, Allah’ı takdir edemediler. “Allah hayata karışmaz,” dediler. Yaptıklarının karşılığını görmek üzere yarın hepsi de Allah huzurunda ihzar edilecekler. Gelmek istemeyecekler ama melekler tarafından yaka paça edilerek, derdest sürüklenerek, muhâkeme-i kübrâ’ya getirilecekler. Hâl böyleyken, acaba nasıl oluyor da bu insanlar Allah’ı bırakıp ta başkalarına hayatlarına karışma yetkisi verebiliyorlar? Nasıl oluyor da Rabblerinin tek Rabb ve İlâh oluşunu, sadece O’na kulluk etmeleri gerektiğini örtbas edip bir hayat yaşayabiliyorlar? Bundan sonra Rabbimizin tek Rabb ve İlâh oluşuna deliller ge-tirilecek. Rabb hayata program yapmaya tek yetkili, İlâh ise kulu kölesi olunacak varlık demektir. Bu özellikleriyle Allah’la yarışacak yoktur. Her ne kadar birileri bu özelliklere kendilerinin de sahip olduklarını id-dia etmiş olsalar da, Rabbimiz bu özelliklere sadece kendisinin sahip olduğuna dair âyetler, alâmetler, işaretler sunmaktadır. Allah’ın tek Rabb ve İlâh olduğuna bizi götüren her şey âyettir. İşte o görsel âyetlerden birisi: