Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

48. Ayet

48Yâsîn Suresi

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

Derler ki: “Şayet doğru söylüyorsanız, (bize) vadettiğiniz (azap) ne zaman? (Gelsin de görelim!)”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

48.“Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?” derler.” İnkârlarının şımarıklığıyla derler ki, “biz ölecekmişiz, bu hayat bitecekmiş, sonra tekrar dirilecekmişiz, sonra hesap kitap başlayacakmış, bu Allah’ın mutlak sûrette gerçekleşecek vaadiymiş. Siz bunları bizim külahımıza anlatın. Eğer sâdıksanız, eğer bu sözlerinizi eyleme döküp ispata hazırsanız, eğer ciddiyseniz, sözünüzün eriyseniz, söyleyin bakalım, ne zamanmış bu vaadedilenler? Hani ne zaman bu tehdit? Ne zaman kıyamet? Ne zaman tekrar diriliş? Ne zaman mahşer? Ne zaman hesap kitap? Ne zaman cennet, cehennem?” diyerek hem Allah’ın vaadini yargılamaya, hem Allah’ın sözcüsü olan peygamberlerini, hem de Müslümanlarla alay etmeye, dalga geçmeye çalışıyorlar. “Söylesene ey peygamber, şu senin bizi kendisiyle uyardığın vaad ne zaman? Hani yıllar geçtiği halde o sözünü ettiğin va-ad’den ses yok. Hani nerde o? Olmaz böyle şey. Hikâye bu dedikleriniz. Kesinlikle böyle bir azap yoktur. Kesinlikle bize bir son gelmeyecek. Kesinlikle öldükten sonra tekrar dirilme olmayacak,” diyorlar. “Masal bunlar,” diyorlar. Rabbimizin bu ifadelerinden anlıyoruz ki, aslında bu adamların içlerini bir şeyler yiyip bitiriyor. Yâni içlerindekilerden ötürü bu adamlar bunu peşinen kabule yanaşmayacaklar. Aslında fıtratları sürekli kendilerini Allah’a imana çağırdığı halde, kalpleri Allah’a ve Allah’ın va-adlerine teslimiyet konusunda kendilerini sıkıştırdığı halde, etraflarındaki tüm Allah âyetleri onları buna sevk ettiği halde, tüm bu âyetleri görmezden, duymazdan geliyor, vicdanlarının sesini bastırmaya çalışıyorlar ve “iyi de ne zaman?” diyorlar. Allah da diyor ki bakın: