Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

50. Ayet

50Yâsîn Suresi

فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟

Ne bir tavsiye vermeye güçleri yeter ne de ailelerine geri dönebilirler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

49, 50. “Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlık beklerler. O zaman, artık ne vasiyet edebilirler, ne de ailelerine dönebilirler.” Kıyameti mi soruyor bu adamlar? Kıyametin zamanını mı soruşturuyorlar? Kaç gün sonra? Kaç ay sonra kopacak mı diyorlar? Sorsunlar bakalım, onlar başka bir şey değil, sadece bir tek ses, bir tek sayha bekliyorlar. Bir titreşim, bir anons, bir komut veya bir melek sesi, ya da Allah’tan bir sarsma bekliyorlar. Bir nefes bekliyor onlar. Bir nefesle işleri bitirilecek onların. Hem de onlar çekişip dururlarken. Hasımlaşırlarken, birdenbire başlarında patlayıverecek. Evet, tartışıp dururlarken. Mallarıyla, mülkleriyle bir tekâsür hayatı yaşarlarken, aman malım çok olsun, aman markım, dolarım çok olsun, aman makamım, mansıbım, aman alkışım, şöhretim çok olsun diye dalaşıp dururlarken veya elbiselerinin rengini, desenini, arabalarının boyasını, evlerinin tefrişini tartışıp dururlarken birden bire geliverecek o ses, o sayha. O son nefes dediğimiz şey her şeyi bitir-miyor mu? O mutlaka bir gün gelecektir. Ya ölümle ya da kıyametle. Bu sayha -Allah en iyisini bilir- birinci surdur. Allah Resûlü’nün bir ha-dislerinde beyan buyurduğuna göre, insanlar hayvanlarına su verirlerken veremeden, yemeği ağızlarına götürürlerken götüremeden, ko-nuşurlarken sözleri boğazlarında düğümlenerek, yarıda kesilerek geliverecek. Özel bir zamanı yoktur onun. Evet o demde ne bir kimseye bir tavsiyede bulunmaya, ne bir telefon açmaya, ne varislerine vasiyete, ne de ailelerine dönmeye güç yetirebilirler. Her şey, her şey bitmiştir. Artık birbirlerine, çevresindekilere, çocuklarına, kendilerini dinleyenlere aman büyük düşünün, aman büyük oynayın, aman ticarete atılın, aman şunları şunları ele geçirin, aman şu şu makamları kapın deme imkânları, insanlara bir şeyler tavsiye etme adına lakırdılarda bulunma imkânları kalmamıştır. Artık ağızlarını gere gere yaptıkları konuşmaları, lüzumsuz emir dağıtmaları, tartışmaları bitmiştir. Ehillerine, yerlerine, yurtlarına da dönemezler. Kendi evlerine, kendi adamlarının yanına, dükkanlarına, bürolarına da dönme imkânları kalmamıştır artık. İşte görüyoruz camideyken ölüverenleri. Yolda, belde kalıverenler. Dur ehlime dönecektim, evime varacaktım diyebiliyorlar mı? Musallâ taşına konduktan sonra geri dönemiyorlar, kabre konduktan sonra geri gelemiyorlar.