Yâsîn Suresine Dön

Yâsînيس

61. Ayet

61Yâsîn Suresi

وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ

“(Yalnızca) bana ibadet edin. Dosdoğru yol işte budur.” (demedim mi?)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

59,61. “Allah şöyle buyurur: “Ey suçlular! Bugün mü’minlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?” “Siz ey suçlular, ey günâhkârlar siz bugün şöyle şu tarafa ayrılın bakalım. Size cennet yok, size rahmet yok. Siz şöyle geçin bakalım. Siz ayrılın şu tarafa, size cennet yok. Cennet sizin değildir. O mü’minlerindir denecek. Zaten dünyada siz kendinizi ayırıyordunuz mü’minlerden. Kendinizi seçmeye çalışıyordunuz. Seçkin kimseler ol-duğunuzu iddia ediyordunuz. Müslümanlara karşı böbürleniyor, kendilerinizi hacet kapısı olarak lanse ediyordunuz. Şimdi de ayrılın bakalım ey mücrimler, ey günâhkârlar, ey sınır tanımazlar, ey Allah sınırlarını delenler, çiğneyenler!” denecek. Demek ki birileri kendilerinin de cennete gidebilecekleri ümidiyle o tarafa doğru yollanacaklar, yöneleceklermiş de, Rabbimiz öyle buyuracak ve tüm var olan ümitleri kursaklarında kalıverecek Allah korusun. Allah bizi onlardan etmesin inşallah. Ama biz hep bunu düşünelim ve korkalım: Ya yarın ben de onlardan olursam? Ya yarın ba-na da aynısı denirse, diye hep bir korku içinde olalım. “Cennet önünde ümitlerinin yitirilişiyle kahrolanlardan eyleme bizi ya Rabbi!” diye sürekli dua edelim. Sonra yine denilecek ki: Ey Ademoğulları, ben sizinle bir anlaşma yapmamış mıydım? Bu hitabı duyunca kim kulak kabartıyor? Kim kendini Ademoğlu kabul edip bu hitabın muhatabı sayıyorsa, işte ona hitap ediyor Rabbimiz. Allah sizinle bir anlaşma yapmadı mı? Hangi konuda? Sakın ha, şeytana kul-köle olmayacaksınız. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. Sadece beni dinleyecek, sadece bana kul köle olacaksınız. Daha ön-ce duymadınız mı bunu? Önceden işitmediniz mi bu ahitleşmeyi, anlaşmayı? Daha önce duymadık diyorsanız şimdi de mi duymadınız? İster hatırlayın, ister hatırlamayın Allah öyle diyorsa öyledir. İşte şimdi arz ediyor Rabbimiz bu antlaşmayı. Peki, konu neymiş? Maddeleri, şartları neymiş bu anlaşmanın? Şeytana kulluk etmeyeceksiniz, sadece Bana kul-köle olacaksınız. Çünkü o şeytan sizin için apaçık bir düşmandır. İşte bu tevhid yo-ludur, sırat-ı müstakîmdir. İşte bu seni dosdoğru cennete ulaştıracak bir yoldur. Haydi var mısın? İster misin? Razı mısın? Al sana bir anlaşma. Eğer dünyada bu yola girer, bu yolda yürürseniz, bu yol sizi dosdoğru cennete götürecektir. Anlıyoruz ki bu ahit, insanlığın Hz. Adem’le başlayan ilk döneminden beri Allah’ın kendilerine göndermiş olduğu İlâhî risaletlerle kendilerinden aldığı bir ahittir. Her bir zaman dilimi içinde kitaplar ve peygamberler göndererek Rabbimizin her bir dönem insanından aldığı ahittir bu ahit. İşte Kur’an burada bize onu bildiriyor. Peki ne zaman yaptı bizimle bu anlaşmayı? Peygamber gönderince yaptı, Kitabını indirince yaptı. Bize akıl, fikir, ferâset verince yaptı. Bizi bunu anlayabilecek fıtratta yaratınca yaptı, Peygamberin sesini duyurunca yaptı. Ya da bizi diniyle karşı karşıya getirince yaptı. Öyle değil mi? Dinle insanlar karşı karşıya gelince, Peygamberle karşı karşıya gelince veya âkil-bâliğ olunca, bu anlaşmaya sadık kalacağız diye kimileri kabul etti, kimileri de reddetti. Mü’minim diyenler, Müslümanım diyenler bu anlaşmayı kabul ettiler. Değilim diyenler de bu anlaşmayı reddettiler. Bakın burada şeytana ibadetten söz ediliyor. Rabbimiz diyor ki, “ey kullarım! Ben size şeytana ibadet etmeyin dememiş miydim?” Peki acaba şeytana nasıl ibadet edilir? Biz biliyoruz ki yeryüzünde hiç kimse şeytana ibadet etmez. Bütün insanlar fıtraten ondan nefret ederler. Ama anlıyoruz ki burada kastedilen ibadet, tapınma, çok açıktır ki ona itaat demektir. Şeytana itaat etmek, onun sözünü dinlemek, fısıltılarına, vesveselerine kulak vermek, adımlarına uymak, istekleri doğrultusunda gitmek, istediği şekilde hareket etmek ve gösterdiği yoldan gitmek demektir. Şeytana kulluk onun karşısında ona namaz kılmak, secde etmek değildir. Abdu’ş-şeytan olmak, şeytanın arzuları istikâmetinde hareket etmek demektir. Şeytanı velî kabul etmek, hayatta söz sahibi bilmektir. Tabii, şeytan sadece cinlerden olan şeytan değildir, insanların da şeytanları vardır. Şeytanlık bir vasıftır, bir özelliktir ve bunu kim yaparsa işte o şeytandır. Sanki Rabbimiz bu âyetiyle, “Benden başka kime kul köle olmuşsanız onların tamamı şeytandır,” diyor. Eğer bir kimse Allah’tan başkalarını tanrılaştırır, Allah’tan başkalarını tanrı makamında görürse ona kulluk yapıyor demektir. Allah’tan başkalarını Allah makamına yükseltmek, onlara Allah’ın vermediği hakkı vererek onları tanrılaştırmak, onlara kulluk demektir. Bunu yapanlar da, kendilerine bu tür şeylerin yapılmasına izin verenler de zalim tâğutlardır. Meselâ, her kim ki babasını çok seviyor, onu tanrı makamında görüyor, Allah’ın arzularına ters düşen arzularını gerçekleştirme yoluna gidiyorsa, o kişi ona kulluk ediyor demektir. Her kim ki karısını, anasını, hocasını, şeyhini, liderini çok seviyor, onları tanrı makamında görüyor, onların her arzusunu yerine getirmeden yana bir tavır sergiliyorsa, onlara kulluk ediyor demektir. Öy-leyse sadece Allah’ı dinleyecek, sadece Allah’a itaat edecek, sadece Allah’ı razı etmeye çalışacak, sadece Allah’ın gösterdiği yolda gideceğiz. Hayatı Allah’a göre değerlendirip Allah’ın istediği biçimde yaşa-mayacağız. Abdullah olacağız, abdu’ş-şeytan olmayacağız. Çünkü kesinlikle bileceğiz ki, şeytan bizim için apaçık bir düşmandır. Şeytan, bizi Allah’a kulluktan koparıp kendi cehennemine dâ-vet eden bir düşmandır. Bu büyük düşmanı ve onun oyunlarını, taktiklerini, düşmanlıklarını Rabbimizin kitabıyla tanıyacak, bilecek ve onun vartalarına düşmemeye çalışacağız. Rabbimizin kitabıyla ortaya koyduğu sırat-ı müstakîme gireceğiz, ondan ve avenelerinden sürekli Rabbimize sığınacağız. Çünkü o yolun sapaklarında peygamberler ve şeytanlar bulunmaktadır. Meselâ cinsel sapak noktalarında Lût (a.s), dünyayı kıbleleştirme sapağında Hûd (a.s), ekonomik sapağında Şu-ayb (a.s) ve diğer sapaklarda başka peygamberleri bulacak ve onlar mihmandarlığında bu yolu yürüyeceğiz. Bu yolda Allah var ve biz bu yolu Allah’a sorarak yürüyeceğiz. Tabi bu yolda şeytan da var, unutmayacağız. Şeytan ve tuzaklarıyla alâkalı kitabımızın başka âyetlerinde uzun uzun açıklamalarda bulunduğumuz için burada sözü uzatmayacağım. Sürekli, “ya Rabbi bizi sırat-ı müstakîminden ayırma,” diye dua edeceğiz.